Çağdaş Batılı benlik boştur zira aile, cemaat ve gelenekle irtibatını kaybetmiştir. Bu boş benlik, modern çağın getirdiği yabancılaşmaya ve parçalanmaya karşı durabilmek için, tüketim malzemeleri, kaloriler, yeni yaşantılar, politikacılar, romantik sevgililer ve empatik terapistler tarafından doldurulmayı arzulamaktadır.
Bu iç boşluk kendisini farklı biçimlerde gösterebilir. Azalmış özsaygı, değer karmaşası, yeme bozukluklan, madde kötüye kullanımı ve kronik tüketicilik gibi.
Bu boşluk manevi bir klavuzluğa aç olma şeklinde de kendini gösterebilir. Bir manevi rehberliğe duyulan böylesi bir açlık, kişiyi sahte dini oluşumlara, karizmatik politik liderlere veya etik davranmayan psikoterapistlere de yönlendirebilir. Devlet artık benlikleri Viktoryen çağda yaptığı gibi dürtülerini denetleyerek kontrol altında tutmaz; boş benliğin teskin ve tatmin edilme isteğini yönlendirir. Kişiler ahlaki tutarlılığı önceleyen bireyler olmaktan çıkarak başkaları tarafından beğenilmeyi önceleyen bireylere dönüşür. Ahlaki olarak doğru olani yapmak yerine, başkalarıı cezbederek onların beğenisini kazanmak, hayatın temel
amacı olur (Cushman 1990, Cushman 1995)