Bilgisinin niteliğini sıradanın ötesine taşımak isteyen bir insan, avamın konuşma biçimlerinden ve ifadelerinden şüphe etme fırsatlarını değerlendirmekten utanmalıdır.
# R.DESCARTES
Tanrı'ya şükür, yazışmalarımdaki düzensizliğin veya düzenin be kadar büyük olduğu hakkında hiç bir fikrim yok. Hafızamda çok şaşırtıcı boşluklar var, bu yüzden sık sık kendimi yaptığım değil, özellikle yapmadığım şeyleri unuturken yakalıyorum.
Hayatın kalabalığından kaçtım.
Bir yol tuttum, başım önümde, omuzlarım çökük, bir ihtiyarın ağır adımları gibi gidiyordum. Herşeyi geride bırakmış bir geçmişi taşıyan omuzlarımla yürüyordum. Yalnızlığa rast geldim. Tanıştık, baktım ki yalnızlıkla beraber yol alıyoruz. Bir dönem seni çok iyi tanıyormuş. Beraber güzel arkadaşlıklarınız olmuş. Ben senden bahsettim, o senden anlatmaya devam etti. Benden daha çok şey biliyordu senin hakkında. Yol güzelleşmeye başladı. Yolu güzelleştiren yalnızlıkla arkadaşlığım değil, seni daha çok iyi tanıyan yanlızlıkla arkadaşlığımdı. Ne kadar da yalnız kalmışsın.
İlahi hükümler karşısında bile insanın her zaman bazı zihinsel çekinceleri olmuştur. Aksi taktirde özgürlüğü ne işe yarar? Onu tehtit edeni tehtit etmeyecek olsaydı, bu özgürlüğün ne faydası olurdu?