Elimdeki notu buzdolabının üstüne astım. Dursun orda. Hâlâ duruyor. Üstünü örttüğüm sevgimi, varlığından bir gün bile emin olmadığım aşkımı, hayal kırıklığımı, yalnızlığımı, terk edilmişliğimi de koy bir kenara...
Yıllarca kendini bir rüyaya inandırdı.
O geceyi, o suskunluğu, o çocukluk korkusunu…
“Belki hiç yaşanmadı,” dedi içinden.
Kalbiyle aklı arasında yıllarca bir sessizlik anlaşması yaptı.
Sonra bir gün, kız kardeşinin gözleriyle o anlaşma bozuldu.
Bir cümle — basit, sıradan, ama dünyayı yerinden oynatan bir cümle —
her şeyi yeniden hatırlattı.
Artık sadece bir anı değildi; bir şahit vardı.
O anda çocukluğunun üzerine kurduğu bütün duvarlar yıkıldı.
Sandığı gibi hayal değildi, gerçekten olmuştu.
Ve o fark edişle birlikte,
kırılan sadece kalbi değil,
yıllardır inandığı “unutabilirim” yalanıydı.
Ama bu kez farklıydı.
Artık yalnız değildi.
Bir ses daha vardı geçmişin karanlığında —
ve o ses, en sessiz acıların bile gün yüzüne çıkabileceğini fısıldıyordu.
09/11/2025
01:36