Acıdan ağlayan yaralıya, "Yok, canim. Yok, güzelim..." diye teselli verirdik. "Beni seviyor musun, hemşirecik?" diye sorarlardi. (Biz gençlere "hemşirecik" derlerdi hep.) "Tabi ki seviyorum. Sen bir an evvel iyilesmeye bak," derdik.
Onlar bize gücenebilir, sövebilirlerdi ama biz asla. Tek bir kaba söz için ceza verirlerdi bize, askeri hapishaneye kadar yolu vardi.
“… Gazlı bezden bir yaka diktim. Ne de olsa beyaz… O an kendimi öyle güzel zannediyordum ki. Bir aynacık da yoktu ki elimde bakınayım. Neyimiz varsa bombardımanda gitmişti…”