Bütün insanlığı dövsen havanda,
Zerre zerre herkes yine yalınız.
Boşlukta yol alan uçsuz kervanda,
Her şey tek başına, dağ, taş ve yıldız.
Herkes bir vücutsuz hayal peşinde;
Eşini kaybetmiş herkes eşinde.
İçinizde yiv yiv derinleşin de,
Çıksın karşınıza en yakınınız!
Taş merdivenler gibi, aşınmış ayaklardan,
Secde yerine çarpa çarpa alnım aşınsa!
Göklerin kamçısiyle yediğim dayaklardan,
Erisem de, tabutum boşmuş gibi taşınsa!
Bir garip insan olsam, benzemez hiç kimseye;
Tek hece bilmez, tek renk görmez, tek ses işitmez.
Karanlığı yuğursam nura döndüresiye,
Tırmansam o âna ki, yekpâredir ve bitmez.
Yön yön sarılmışım ne yana baksam;
Sarılan olur da,saran olmaz mı?
Kim bu yüzü çizen sanatkâr ressam;
Geçip de aynaya soran olmaz mı?
Bir parçacığım ben, bütüne hasret;
Zaman dönedursun, o güne hasret;
Ruhumsa zamanın üstüne hasret;
Ebediyet boyu bir ân... Olmaz mı?
Günaydın bir yas gibi yeniden doğanlar, kula minnet eylemeyeler, sabahları acıkmayı kuşlardan öğrenenler, devrimi sessizce yapıp kendini okumaya başlayanlar,
Günaydın kurtulmak elinden gelmeyenler