Penceremi sana ayarlamıştım
Sözüm senden alıyordu büyüsünü
Günü sana bölmüş geceyi seninle çarpmış
Seninle büyütmüştüm ömrümü
İyiliğim de sendin kötülüğüm de.
Ben çok yoksul kalacağım, çok..!
Benlik sevgisinin ve insandaki bu ben’in mahiyeti sadece kendini sevip kendini düşünmektir. Fakat elden ne gelir..? Sevdiği şeyin, yani benliğin zaaflarla ve sefaletle dolu olmasını engelleyemez. Büyük olmak ister ama kendi küçüklüğünü görür; mutlu olmak ister ama kendi zavallılığını görür; kusursuz olmak ister ama kendini kusurlarla görür. İnsanların saygı ve sevgisine mazhar olmak ister ama kusurlarının sadece, insanların hoşnutsuzluk ve horgörüsünü hak ettiğini görür. Kendisini içinde bulduğu bu rahatsızlık, hayal edilebilecek en adaletsiz, en cani tutkuları doğurur. Çünkü benlik, kabahatleri konusunda kendisini ikna ve ihtar eden bu hakikate karşı, amansız bir nefret beslemeye başlar..!
Todorov bu zaferin bedelinden de söz eder: "Ne var ki hepi mizin, Avrupalıların ve Amerikalıların çıkış noktası olan bu za fer, aynı zamanda dünyayla uyum içinde hissetme, mevcut bir düzene aidiyet duyma kabiliyetimizde ciddi bir kısıtlama an lamına gelir. (. .. ) Avrupalı bir yanda kazanırken, diğer yanda kaybetti; üstün olduğu şeyle kendini bütün dünyaya kabul ettirirken, kendi içindeki dünyaya entegre olabilme kabiliyetini boğdu."
"Evrende yalnız olmadığımız vakıası, insan hayatının bütün alanlan için büyük önem taşır. İnsanlığın bu gerçeği kabullenmesinin ve evrende birçok başka ırkla paylaştığı yerini almasının vakti gel di geçiyor. "
Papageno meselesi, Batı dünyasının travmasıdır. Başka hiç bir kültür Batılı kültür kadar ötekilere öyle büyülenmişçesi ne gözünü dikip bakmamış, başka ülkeler ve insanlarla o kadar inatçı bir didişmeye girmemiştir.
Demek, anılan maddi saikler yanında, Avrupalıları dünya yı "keşfetmeye" ve fethe iten, böylece de modern çağı ve glo balleşmeyi başlatan zihinsel hareket saikleri de eksikti. Bu ne denle, toplumsal ve iktisadi tarihin modernlik fenomeniyle il gili açıklamaları, globalleşmiş modernliğe giden yolun onlar ol masaydı açılamayacağı etkenleri tanımlarken, bu gelişmeyi ilk başlatan etkeni gözden kaçırdığı için eksik kalacaktır: bu et ken, sadece Batılılara mahsusmuş gibi görünen ve burada ile ri sürdüğümüz üzere müphemlik karşısında olağanüstü bir hoş görüsüzlüğe dayandıracağımız o evrenselleştirme hırsıdır.