Argadini Xenitis

Bizim eski ramazanlar,bir ibadet ayı olmaktan ziyade senenin adeta bir nevi eğlence ve çeng ü çegâne ayları demek olduğu için o zamanların ramazanlarında İstanbul'da hemen hiçbir semt yoktur ki orada bir hayalhane kurulmasın!
Reklam
Hayalde daire çalmak,perdeye gelenlerin bütün semailerine, şarkılarına, tekerlemelerine tefle tempo tutmak pek kolay iş değildir; fakat Aşki Efendi'nin bu işteki muvaffakiyeti fevkalade mükemmeldir.
Perde arkasında Ali Bey'e yardaklık eden Müezzin Aşki Efendi isminde yaşlı bir zat da İstanbul'da artık nevi kalmayan hatırı sayılır tiplerden ha!
Bazı taklitleri biraz zayıfça olan Küçük Ali Bey,Karagöz'le Hacivat'ı konuşturmakta onların sırf kendine mahsus jestlerini, pozlarını, karakterlerini o kadar maharetle canlandırmaktadır ki, çok eskiden birçok meşhur hayalîler de kendilerini perdede bu kadar gösterebilirdi. Hele Baba Hekim- Uyuz Tazı muhaveresinin icra ve ahenk tarzında Ali Bey kadar muvaffak olan hayalî pek azdır.
Geçen cuma bu hale baktım baktım da içimden, bari dedim,ne olur,saz, "Çeşmi ahularının kahrolayım yok bedeli/ Ne de baygın bakışın var a beyaz şemsiyeli" şarkısını çalsa da hanım ve beyefendilerin zevkleri tamam olsa!
Reklam