Ah o ağız! O ağız! Nice Rüstemleri perişan, nice Hamzaları gözü yaşlı, nice akıllıları deli etmek hep onun işi değil mi? Tatlı dilli olmasa o kadar kişiyi esir edebilir mi? Onları ne kadar taş kalpli olsalar bile önce yumuşatır zayıf yanlarını bulup onları can evinden vurur sonra da teselli edip, tedavi etmeye çalışırdı. Ve kimse de kendisini yaralayanın o olduğunu aklına bile getirmez,sırf iyileştirdiği için minnet duyardı.
Ayağı kırık bir at gibi topallıyordum ortasında hayatımın
ve tüfeğin icadına asırlar vardı
Sana son mektubumu
dört nala heceleyen
ayağı kırık bir at getirecek
beni unut artık
atı da vurman gerekecek