"Ne tuhaftı şu dünya! Birtakım maddi sebepleri bilinmekle beraber, daha önce bilinmeyen meçhullerden geliniyor, doğuluyor, büyünüyor, bir zaman bir arada haşır neşir olunuyor, birbirine alışılıyor, sonra yavaş yavaş dağılınıyordu. Bütün bunlar nasıl da ağır ağır, alıştıra alıştıra oluyordu. Ezellerden ebedlere bitmez, başı sonu olmayan bir yolculuk!"
Birçok insan belirli bir olay gerçekleşirse mutlu olacağı yanılgısındadır. Mutluluğun kendilerini bulmasını bekler ve mutluluğa "bir şeyler yaşanarak" ulaşılabileceğini göremezler. Bir şeyler yaşamak, bir şeylerle "birlikte yaşamak" anlamına gelir. Duygular insanın içinde oluşan bağımsız yaşantılar değil, dış dünyayla birlikte yaşarken insanın içinde oluşan olgulardır.
Cehennem artık hiç kimsenin, yani günahkârların, kendisine gelmeyeceğini düşünüp sızlanmaya başlamış. O zaman Tanrı, cehenneme demiş ki: 'Sızlanmayı bırak cehennem, çünkü bundan sonra da sana çeşit çeşit idareci, başyargıç, zengin adam gelecek ve tekrar geleceğim zamana kadar tıpkı asırlardır olduğu gibi tıklım tıklım olacaksın.'