26 Ağustos sabahı, Büyük Taarruz’u başlatan top sesleri duyulduğunda, kuşlar savaş alanını çoktan terk etmişlerdi. Ama, Mustafa Kemal Atatürk ve nice askerlerin kalbindeki Çalıkuşu bir vatan aramakdaydı kendine…
İşgal güçleri mağlup edilip Cumhuriyet kurulduktan sonra, Atatürk bir gün, kitaplarını Ankara’dan İstanbul’a taşımak ister… Kütüphanecisi Nuri Ulusu’nun kitapları karton kutulara koyduğunu görünce, askerlere iki tane cephane sandığı getirtir… Nuri Ulusu şaşkınlık içindeyken kütüphanede Atatürk’ün sesi duyulur: “Savaştan bu sandıklarla cephane taşıdık… Şimdi o savaş bitti, yeni savaşımız başlıyor… O da kültür ve sanat savaşımızdır. Cephane taşıdığımız sandıklara kitaplarımı koy, cephanenin yerini artık kitaplar alsın.”
Sahneye çıkan ilk Türk kadın oyuncu Afife Jale’den ilham alan Reşat Nuri Güntekin’den, onun yazdığı Çalıkuşu romanının Kurtuluş Savaşı’nın en zor günlerinde bile elinden bırakmayan Atatürk’e…
Okuduğumuz her kitap, Atatürk’ün sözünü ettiği aydınlanma savaşında kazandığımız bir zaferdir…
26 Ağustos sabahı, Büyük Taarruz’u başlatan top sesleri duyulduğunda, kuşlar savaş alanını çoktan terk etmişlerdi. Ama, Mustafa Kemal Atatürk ve nice askerlerin kalbindeki Çalıkuşu bir vatan aramakdaydı kendine…
İşgal güçleri mağlup edilip Cumhuriyet kurulduktan sonra, Atatürk bir gün, kitaplarını Ankara’dan İstanbul’a taşımak ister… Kütüphanecisi Nuri Ulusu’nun kitapları karton kutulara koyduğunu görünce, askerlere iki tane cephane sandığı getirtir… Nuri Ulusu şaşkınlık içindeyken kütüphanede Atatürk’ün sesi duyulur: “Savaştan bu sandıklarla cephane taşıdık… Şimdi o savaş bitti, yeni savaşımız başlıyor… O da kültür ve sanat savaşımızdır. Cephane taşıdığımız sandıklara kitaplarımı koy, cephanenin yerini artık kitaplar alsın.”
Sahneye çıkan ilk Türk kadın oyuncu Afife Jale’den ilham alan Reşat Nuri Güntekin’den, onun yazdığı Çalıkuşu romanının Kurtuluş Savaşı’nın en zor günlerinde bile elinden bırakmayan Atatürk’e…
Okuduğumuz her kitap, Atatürk’ün sözünü ettiği aydınlanma savaşında kazandığımız bir zaferdir…
Türkülerimize kulak veriniz, şurada burada kulağımıza çalınan basit ama özgün ezgileri güçlendiren, içtenlik dolu dizelere… Kışı soğuk, yazı sıcak geçen, yazın dereleri çekilip yeşilleri sararan kuru Orta Anadolu’nun kavruk insanı, duygusunu nasıl güçlü bir anlatımla dile getiriyor:
Güvercin uçuverdi
Kanadın açıverdi
Eloğlu değil mi
Sevdim de kaçıverdi
Güvercinim uyur mu?
Çağırsam uyanır mı?
Sen orada ben burada
Buna can dayanır mı?