" Madam Magloire ona içtenlikle ' Yüce Efendim' diye hitap ediyordu. Piskopos bir gün koltuğundan kalkıp bir kitap almak üzere kütüphanesine gitti. Okumak istediği kitap en üst raftaydı. Boyu kısa olduğundan o rafa uzanamadı. Madam Magloire, dedi, bana bir iskemle getirin. Yüceliğim şu rafa kadar uzanamıyor."
"Kendi yaşamınızı tam anlamıyla yaşadınız mı? Yoksa yaşam mı sizi yaşadı? Siz mi seçtiniz? Yoksa o mu sizi seçti? Sevdiniz mi? Yoksa pişman mı oldunuz? Yaşamınızı tamamlayıp tamamlayamadığınızı sorarken anlatmak istediğim buydu."
"İradenin geriye doğru çalıştırılamayacağı demek, iradenin yetersiz olduğu demek değildir! Tanrıya şükür, Tanrının ölmüş olması demek, varolmanın amacı olmadığını göstermez! Ölümün geliyor olması, yaşamın değerli olmadığı anlamına gelmez."
"Bugün bana doğru zamanda ölmenin ne demek olduğunu anlatın."
"Yaşarken yaşayın! İnsan, yaşamını tamamlayıp öldüğü zaman, ölüm, taşıdığı dehşeti yitirir! İnsan doğru zamanda yaşamazsa, asla doğru zamanda ölemez."
"Bunun anlamı nedir?" Breuer düş kırıklığı artmış bir şekilde sorusunu tekrarladı.
"Kendinize sorun Josef: Yaşamınızı tamamlayabildiniz mi?"
"Soruya soruyla cevap veriyorsunuz Friedrich!"
"Siz de cevabını bildiğiniz soruları soruyorsunuz." diye karşı çıktı Nietzsche.
"Cevabını biliyorsam size neden sorayım?"
"Kendi cevabınızı bilmekten kaçmak için!"