Ve o zaman bir kere daha ve daha iyi anlıyorum : kendisine bize bir keramet göster denen velinin" peki göstereyim" deyip ayağa kalkması ve "işte! Yürüyorum" demesini.
“Ey benim yaradılışım, yolunu kaybetmiş yol arkadaşım.
Kimin bağrındaki kemikten yaratılmışsan ona gel. Eksik parçamı arar gibi seni arıyorum ben. Sen de beni ara. Boşluğunu doldur, eksiğini tamamla. Dünya dediğin bir kaza ertesi.
Aç kapılarını.
Elinle koymuş gibi bıraktığın yerde bul beni.
Gel neredeysen.
Cennet olsun yeniden…”