Kitapla ilgili bir sorum var: NEDEN?
Ana karakterimiz Margeret'ın, burası benim evim, evim de evim, tavrı, nedendi mesela? Tamam, kadının psikolojik sorunları olduğu belli, yıllarca psikolojik ve fiziksel şiddet görmüş, bu travmalar da onda yer etmiş, belli. Ama kardeşim, aklını da hepten kaybetmiş değil ki, ille evim, ille de evim, diye tuttursun. Çok saçma davranıyor. Daha 100 sayfa okudum okumadım, dedim, ben bu kadından "ev sakinleri"den daha çok korkuyorum. O kadar gerdi beni kadının bu mantıksızlığı.
Sonra bir de Katherine ile ilgili bir "neden" sorusu var: Bacım... Baban b*ktan bir herif! Sen de bunu biliyorsun! Peki NEDEN ille de babam, ille de babam, diye ortalığı bu kadar velveleye veriyorsun! S*ktirmiş gitmiş işte, kurtulmuş anan! Bulup n'apcan o şerefsizi!!!
Son olarak, bana göre, olayın tanıklarından biri bir polis olmasına rağmen, o gece, o evde olanları, kimseye kabul ettiremezsiniz! Yazar da belli ki bunu bildiğinde tam orada bırakmış yazmayı. Bu açık uçlu son yazmak değildir, kaçak dövüşmektir. Tamam, çok güzel, aksiyonlu, içimizin de yağlarını eriten bir çözüm kısmına başlamış, devam ettirmişsin ama sonunu getirmemişsin. O evin o halini, o cesetleri, kime, nasıl izah ettiniz ve hapisten ve tımarhaneden nasıl yırttınız ya da yırtabildiniz mi; ben düşünüyorum, düşünüyorum mantık çerçevesinde öyle bir sonuca ulaşamıyorum. Keşke yazar onu da yazaymış fakat dediğim gibi, yazar kaçak dövüşmüş.