Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kocasının namusunu, yani en kıymetli, en değerli malını, haysiyetini, kalbini, hayatını anlamsız bir heves uğruna ebediyen harap etmeye, bir kadın nasıl razı oluyordu? Hem kadınların bu hususta hiç hakları ve cesaretleri olmaması gerekirdi. Çünkü karı koca hayatında kadın ihanet eder, erkek kepaze olur; erkek aldatır, kadın merhamete layık ve mazlum görülür. Her iki ihtimalde de kadın yüksek ve erkek alçak konumda kalır.
terbiyenin hiçbir etkisi yoktu. Elverişli çevre ve şartlara rast gelmiş içgüdü önünde terbiye yalnızca boş bir sözdü. Bir adamda kötülüğe meyil mi var? Onu bu meylinden döndürmek imkânsız denilecek derecede güçtü. Işte böyle okulun, ailenin etkisi altında otuz beş kırk yaşına kadar belki bir fenalık yapmıyor, mesela haydutluğa meylini bastırıyor fakat nihayet bu gece olduğu gibi bir öfke anında senelerce terbiyey-le, iyi örneklerle atıl ve gizli duran vahşi hayvan varlığını bir delilik anında böyle açığa çıkarıyor, sürahiyi kapınca savunmasız, savunmasız da değil, aksine merhametle korunmaya layık melek gibi bir kadının başına fırlatıp atıyordu. Terbiye, iddia edildiği gibi bir etkiye sahipse sebepler, etkenler yokken vahşi ve fena içgüdülerimizi uyutmakla kalmamalı, asıl bu akşam olduğu gibi sebep ve diğer hâkim içgüdüleri engellemeli, köreltmeli, insanı kötülük yapmaktan sakındırmalıdır.