Hayat boğulmaktır. Suyun içinden geçerek dibe düşmektir. En mahrem işlerimde bile başkasının yardımına muhtaç olacağım zaman neredeyse geldi. Öyleyse bu üzücü hikâyeye bir son vermenin zamanı da geldi.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İnsan, diye düşündüm: varoluşunun bir kısmı bilinmezde, önüne düşen bir gölge gibi gelecekte olan tek yaratık. O hareket halindeki gölgeye sürekli yetişmeye, umudunun imgesinin içine yerleşmeye çalışmak. Ama ben, ben insan olmayı başaramıyorum. Daha ufak, daha kör, yere daha yakın bir şey olmalı.
*Bu çağı yaratan insanlara öfkelenmek istiyorum. Bir farenin ya da hamamböceğinin, yemese bile, üzerine basarak ve koklayarak ve bedensel işlevlerini onların üzerinde yerine getirerek yiyecekleri mahvetmesi gibi, o insanları da hayatımı mahvettikleri için suçlamak istiyorum. Parmağını uzatıp başkalarını suçlamak çocukça, biliyorum. Ama bu ülkede güç kimin elinde olursa olsun hayatımın değersiz olacağını neden kabul edeyim? Güç güçtür.
İstilacıdır o. Doğasında var bu. İnsanın hayatını istila eder.
Artık yapacak bir işim olduğundan sakinleştiğimi hissediyordum. Sakinleşmemin bir başka nedeni, yaşayıp yaşamamamı artık umursamamamdı. Başıma ne gelirse gelsin, önemi yoktu artık. Hayatım çöp bile sayılabilir, diye düşünüyordum.
Biz bu insanları süprüntülermiş gibi vurup öldürüyoruz, ama ni-ayetinde yaşanmaya değmeyen hayatlara sahip olanlar bizleriz.