Hikâyesi dağ ve nehirden, gün ve güneşten ibaret olması gereken Ragıp abi betona, asfalta, beş para etmez alüminyum camekânlara muhatap bırakılıyordu. Kafasında yerli yerine oturtmaya çalıştığı eşyayla insan, zamanla mekân arasındaki denklem iyiden iyiye bozuluyordu. Ragıp abi daraldıkça daralıyor, modern dünyanın anasına avradına küfrediyordu. Gücü tükenen Ragıp abiyi omuzluyor, birlikte yolun karşısına geçiyorduk.