Tarkovski kendini öncelikle bir şair olarak görüyordu ve hangi ortam için üretildiklerinden bağımsız olarak tüm eserlerine hakim olan şey şairane bir hassaslıktır.
Özgürlük insana tıpkı bir pınar suyu gibi, hiçbir bedel ödemeden, hiçbir maddi manevi çaba göstermeden hazır bir veri olarak sunuldu mu, hayatını daha iyiye doğru değiştirme yolunda insanın bu özgürlüğün nimetlerinden yararlanması imkânsızlaşıyor. Manevi bir çabayla bedeli ödenmemiş hiçbir özgürlük insanı tatmin etmiyor. Dış belirtiler açısından da insanın esasta özgür olmadığı ortadadır, çünkü insan tek değildir, iç özgürlükse daha en baştan herkese verilmiştir, ancak bundan yararlanmak için sahip olduğun iç özgürlüğün toplumsal önem ve anlamını kavramış olmak gerekir, cesaret ve kararlılık gerekir.
Özgürlük sorununun yanı başında deneyim ve eğitim diye iki sorun daha kendini gösterir. Çünkü günümüz insanlığının özgürlük uğruna mücadeleden anladığı, kişisel özgürlük, yani bireye ihtiyaç duyduğu her şeyi yapma imkânının tanınmasıdır. Ancak bu bir özgürlük yanılsamasıdır ve insanın bundan elde edeceği tek şey, yalnızca yeni hayal kırıklıklarıdır. İnsanın manevi enerjisinin özgürlüğe kavuşabilmesi, muazzam bir iç mücadele gerektirir, buna karar verecek olan da bireyin kendisidir. İnsana verilen eğitimin yerini özeğitim, yani insanın kendi kendini eğitimi almalıdır; insan kendini eğitmedi mi, elde ettiği özgürlükle ne yapacağını, onun insanı yalnızca bir tüketici gibi gören vulger yorumundan nasıl uzak durabileceğini anlayamaz.