Emin K.

Emin K.
"Bilgeliğin arttığı yerde keder de artar ve bilgisini arttıran, derdini de arttırır."
Şunu söylemek istiyorum: Akla hayale gelmeyecek bayağılıktaki birtakım ticari filmler bile, sinemanın seyirci üzerindeki özel etkileme gücü (yani seyircinin beyazperdede gördüğünü hayatla özdeşleştirmesi) sebebiyle, cahil ve çaresiz seyirci üzerinde, gerçek sinema sanatının titiz, zor beğenir sinemaseverler üzerinde yarattığı büyülü etkiye benzer bir etki yaratırlar. Aradaki trajik ve belirleyici fark, gerçek sinema sanatı seyircilerde birtakım duygular ve düşünceler uyandırırken, kitle sineması karşı konulamaz nitelikteki hafifliği, verdiği rahatlık, sınırları kaldırma, özgürleştirme hissiyle, seyircideki son düşünce ve duygu kıvılcımlarını da kesin ve geri dönülmez bir biçimde söndürür. Böylece güzel ve manevi olan hiçbir şeye ihtiyaç duymaz hale gelen insanlar, Coca Cola tüketir gibi film tüketmeye başlarlar.
Sayfa 187 - Agora, 4. Baskı, 2017, Çvr: Mazlum Beyhan·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bin kişinin okuduğu bir kitap, bin ayrı kitap demektir. Dizginlenmemiş bir fantezisi olan okur, yazarın en özlü, en veciz dille anlattığı bir bölümde, onun öngördüğünden hem daha fazla ayrıntıya, hem de daha açık, belirgin görüntüye ulaşabilir (yazarların da aslında sıklıkla gönüllerinden geçirdikleri bir şeydir, böylesi açık uçlu, yorumlu okumalar). Birtakım ahlâki çerçeveler içine sıkışıp kalmış, baskı altındaki tutuk bir okur, en şaşmaz, acımasız ayrıntıları atlayarak ve kendisinde kim bilir ne zaman oluşmuş ahlâk ve estetik süzgecinden geçirerek okur. Kendine özgü bir algı tashihidir bu. Yazar-okur ilişkileri açısından ilkesel önemde bir durum.
Sayfa 184 - Agora, 4. Baskı, 2017, Çvr: Mazlum Beyhan·Kitabı okudu
...eğer bir yönetmen, piyasayı gözeterek yaptığı filmi, düşlerini süsleyen asıl filmi çekebilmek için kotardığını söylüyorsa, bu bir aldatmacadır, daha kötüsü kendini kandırmaktır. Bu yönetmen asıl filmini asla çekemeyecektir!
Sayfa 127 - Agora, 4. Baskı, 2017, Çvr: Mazlum Beyhan·Kitabı okudu
Seyirci, yönetmenin şu ya da bu yönteme niçin başvurduğunu bilmezse eğer, onun dönüştürerek beyazperdeye yansıttığı 'gözlemleri'nin gerçekliğine inanmaya hazırdır. Ama eğer seyirci, o anda beyazperdede 'gösterilen'i yönetmenin ne amaçla gerçekleştirdiğini anlar, yine tabir caizse eğer, yönetmeni suçüstü yakalarsa, gördüklerine duygusal olarak katılmaktan, beyazperdedeki kahramanların heyecanlarına ortak olmaktan hemen vazgeçer; bunun yerine yönetmenin kafasından neler geçtiğini ve bunları gerçekleştirmek için neler yaptığını değerlendirmeye başlar. Yani, yatak yayları alttan kendilerini iyice hissettirmeye başlamış demektir.
Sayfa 112 - Agora, 4. Baskı, 2017, Çvr: Mazlum Beyhan·Kitabı okudu
Gazeteci Ovçinnikov, Japonya anılarının bir yerinde şöyle der: Burada her şeyin özünün zamanla kendiliğinden ortaya çıkacağına inanılıyor; bu yüzden de Japonlar ayrı ayrı her yaşın izlerini tam bir büyülenmişlikle, hayranlıkla karşılıyorlar. Yaşlı bir ağacın koyulaşmış rengi, bir taşın yosun bağlaması, hatta üzerine dokunan pek çok elin izlerini taşıyan bir resimdeki yıpranmışlık onlara müthiş çekici geliyor. Uzak zamanların bu izlerini Japonlar 'pas' anlamına gelen “saba sözcüğüyle karşılıyorlar. Saba: hakiki pas... geçmiş zamanların güzelliği, zamanın mührü.
Sayfa 52 - Agora, 4. Baskı, 2017, Çvr: Mazlum Beyhan·Kitabı okudu