Şunu söylemek istiyorum: Akla hayale gelmeyecek bayağılıktaki birtakım ticari filmler bile, sinemanın seyirci üzerindeki özel etkileme gücü (yani seyircinin beyazperdede gördüğünü hayatla özdeşleştirmesi) sebebiyle, cahil ve çaresiz seyirci üzerinde, gerçek sinema sanatının titiz, zor beğenir sinemaseverler üzerinde yarattığı büyülü etkiye benzer bir etki yaratırlar. Aradaki trajik ve belirleyici fark, gerçek sinema sanatı seyircilerde birtakım duygular ve düşünceler uyandırırken, kitle sineması karşı konulamaz nitelikteki hafifliği, verdiği rahatlık, sınırları kaldırma, özgürleştirme hissiyle, seyircideki son düşünce ve duygu kıvılcımlarını da kesin ve geri dönülmez bir biçimde söndürür. Böylece güzel ve manevi olan hiçbir şeye ihtiyaç duymaz hale gelen insanlar, Coca Cola tüketir gibi film tüketmeye başlarlar.