Emin K.

Emin K.
"Bilgeliğin arttığı yerde keder de artar ve bilgisini arttıran, derdini de arttırır."
Bir şeyi sanat eseri yapan düşünce, kendisini oluşturan çelişkilerin, karşıtlıkların dengesinde gizlidir. Böyle bir durumda da, sanat eserleri üzerinde nihai bir 'zafer' elde etmek (yani, o sanat eserinin anlamını ve görevini şıp diye açıklayıvermek) mümkün olmaz. Goethe'nin, “Bir sanat eseri ne kadar aklın mantığın erişemeyeceği bir noktadaysa, o kadar üstündür,” demesi de bu gerçeği vurgular. Başyapıt bir tür kapalı mekândır; kendi içinde ne fazla soğuk, ne fazla sıcaktır. Güzelliğini parçalarının denge içinde oluşundan alır. Eserin mükemmel olduğu oranda yarattığı çağrışımların yok denecek kadar azalması, buradaki çelişkiyi oluşturur. Mükemmel, biriciktir. Ya da sonsuz sayıda çağrışım üretebilme yeteneği... ki bu da yukarıdakiyle aynı şey demektir.
Sayfa 40 - Agora, 4. Baskı, 2017, Çvr: Mazlum Beyhan·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Daha çok öyle sanılır ama sanatın düşünce aşılamak, örnek teşkil etmek gibi bir amacı yoktur. Sanatın amacı insanı ölüme hazırlamak ve ruhunun toprağını sürüp yumuşatarak, ona iyiye, güzele yönelme yeteneğini kazandırmaktır. Bir başyapıtla karşılaşan insan, sanatçının eserini yaratırken duyduğu çağrıyı, iç sesi duymaya başlar ve derin, arındırıcı bir sarsıntı yaşar. Başyapıtla onu alan (algılayan —çev.) arasında oluşan o özel biyo-enerji alanında insan ruhunun en güzel yanları ortaya çıkar ve bu güzelliklerin özgürleşmeleri için yanıp tutuşmaya başlar insan. İmkânlarımızın sonsuz, duygularımızın derin olduğu böyle anlarda kendimizi tanır, keşfederiz.
Sayfa 38 - Agora, 4. Baskı, 2017, Çvr: Mazlum Beyhan·Kitabı okudu
Güzelin ne olduğunu anlama, güzeli anlamlandırmayla ilgili her şeyin insan zihninde tepetaklak olması, kanımca çağımızın en hüzün verici yanlarından biridir. Tüketiciler düşünülerek şekillendirilmiş protezler uygarlığından ibaret olan günümüz kitle kültürü, insanın kendine varoluşuyla ilgili temel birtakım sorular yöneltmesinin ve ruhsal bir varlık olarak kendini algılayabilmesinin yolunu tıkayarak ruhları sakat bırakıyor. Buna karşın hakikatin çağrısına uyan sanatçının bu çağrıya kulaklarını tıkaması mümkün değildir; zira kendisinde yaratıcı iradeyi oluşturan, onu belli bir düzen içinde tutan yalnızca bu çağrıdır.
Sayfa 37 - Agora, 4. Baskı, 2017, Çvr: Mazlum Beyhan·Kitabı okudu
Büyük eserlerin, sanatçının kendi zayıflıklarının üstesinden gelme sürecinde doğdukları sık görülen bir durumdur. Yıkıma değil, 'rağmen var olabilme' anlamında kullanıyorum üstesinden gelmeyi.
Sayfa 35 - Agora, 4. Baskı, 2017, Çvr: Mazlum Beyhan·Kitabı okudu
Sonsuzluk, sözcüklerle tanımlanamaz, uzun uzun anlatmaya kalksanız da anlatamazsınız. Ne söyleseniz boştur, bir kavramı anmaktan öteye geçemezsiniz. Ama sanat bize bu imkânı sunar, sonsuzluk denen şeyi duyumsanabilir kılar. Mutlak, ancak İnanç'la ve Yaratı'yla kavranabilir. Yaratma hakkı için mücadelenin biricik koşulu, insan olmanın bize yüklediği boyun borcuna duyulan inançtır; sanatçı olarak ödünsüz, kararlı şekilde hizmete hazır olmaktır. Sanatın, yaratıcılığın sanatçıdan talebi, sözün en trajik anlamıyla, “kendini gerçekten telef etmesi, mahvetmesi”dir (B. Pasternak).
Sayfa 33 - Agora, 4. Baskı, 2017, Çvr: Mazlum Beyhan·Kitabı okudu