Ortalama bir okurun okuyabileceği hatta belkide beğenebileceği bir kitap. Bunca kafası karışık bir yazınla karşılaşacağımı hiç tahmin etmezdim. Kitap yazar olmaya kalkışabilecek herkesin yazabileceği kadar yalın. Herkesin aklına gelebilecek cümlelerle dolu. Hatta yazar biraz daha ileri gitse sosyal medya duvar yazılarındanda serpiştirebilirmiş kitaba. ‘Bir sabah kalktığınızda yatağınızdan…’ diyerek başlayan kafa karışıklığı Kraliçe’nin Pireleri ile devam ediyor. Descartes ile Kraliçe Christina arasında geçen ve Descartes’in ölümüne giden yolun taşlarını dizen olaylar (kurgu da olabilir henüz araştırmadım) silsilesi birden Üç Numaralı Saçlar hakkında anlamlı bir yere bağlanmayan sayfalara bırakıyor kendini. Şaşırtıcı derece yoksunluk çeken kitap sizi Siirtlilerin Pazarcılık hünerleri ile şaşırtmaya devam ediyor…. (!) Okuyucu vardır. Okunsun da vesselam. Ancak benim için hayal kırıklığı …
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Psikoloji üzerine Mark Wolynn’ın ‘Seninle Başlamadı’ adlı kitabını yeni bitirmişken, Kaybolan Bağlar’ı edinmek muazzam bir sıralama oldu gerçekten. Johan Hari’nin kendisinin de uzun yıllar mücadele etmek zorunda kaldığı depresyon ve kaygı üzerine yazdığı bu kitap hakkında tek olumsuz eleştirim bazı noktalarda kendini tekrarlaması oldu. Bununla beraber karşınızda çoğu zaman bir psikolog varmış gibi ihtiyacınız olan bilgiyi içgörüyü size adım adım kazandırmak konusunda bence baya marifetli bir kitap. Çoğunlukla bilim insanları ile yapmış olduğu görüşmeleri kaleme alan yazar kitaba kendi depresyon hikayesiyle başladığı için okuyucuyu direkt olarak bilimin soğuk diliyle karşılamak yerine sıcak bir şekilde selamlıyor. Özellikle günümüz dünyasının ve beraberinde toplumsal kültümüzün sosyal medya/gösteriş bağlamının dibine batmasının insan yaşamı üzerindeki etkisini anlattığı sayfalar sindirilerek okunmalı. Beni etkileyen iki hikayesi ise eminim tüm okuyucuların dikkatini çekecektir. Bir annenin ölü doğurduğu bebeği sonrasında yasıyla mücadele şekli ve kirasını ödemekte zorlanan engelli bir kadının etrafında gelişen protesto olayları ciddi anlamda ders niteliğinde. Ezcümle psikoloji alanında eğitim alanlar için ne derece geçerli bilgiler olduğunu bilemesem de bilimsel makalelerden ve bilim insanlarının araştırmalarından özütülerek yazılmış bu eser, yalnızlık çağı adını verdiğim bu yüzyılda sahici bir yaşam için ne yapılması gerektiği hususunda yeterli bilgilere sahip. Okunmasını özellikle kendini ayrıştırmayı anlamayı ve anlamlandırmayı sevenler için tavsiye ederim.