İç zenginlik, insanın kendi içinde sürdürdüğü çatışmalardan doğar; oysa kendi tasarrufunu bütünüyle elinde bulunduran dirilik, sadece dışarıyla savaşı, nesneye gözü dönmüşse saldırmayı bilir.
Hiç kimse olmaktan sorumlu değildir, hele olduğu gibi olmaktan daha az sorumludur. Varoluşa çarptırılan herkes, bunun sonuçlarına bir hayvan gibi maruz kalır.
Kendi doğrularına inananlar -insanların hafızasında iz bırakan yegane kimseler- arkalarında da cesetlerle dolu bir yeryüzü bırakırlar. Dinlerin bilançosunda en kanlı tiranlıkların işlediğinden fazla cinayet vardır; insanlığın tanrılaştırdıkları da, gözünü kan bürümüşlükte en bilinçli canilerden baskın çıkar.