Halkları olduğu kadar bireyleri de biçimlendiren şey, onların yetenek ve mizaçlarıdır. Bu iki gücün kaynağını bilen yoktur , ama bir kez oluştuklarında bu ikisi asla çevreden ve “ortam”dan bağımsız düşünülemez. En büyük yetenek bile beslenebileceği bir kaynağa, en güçlü mizaç bile etkileyebileceği bir manyetik alana ihtiyaç duyar.
İnsanlar, ilkelerin tutsağıdırlar. Biri onlara, böyle ya da şöyle olmak gerekir demiş, onlar da öyle olmaya çabalıyorlar, bu yüzden de hiçbir zaman, ne daha önce ne de şimdi kim olduklarını öğrenebiliyorlar.
"Başkalarını korkutmaya çalışan ve korkutanların kendileri daha çok korkarlar ve korktukça, korkularını yenmek için daha çok korkutmaya çalışırlar. Bu korku kısırdöngüsü böylece sürer. Gerçekten yürekli olanlar, ne başkalarını korkutmaya çalışır, ne kendileri korkarlar.'
Kral onur konuğu Öklid'e hitap ediyordu.
Ptolemy, " Senin geometri üzerine yazdığın yeni kitabını okumaya başladım sevgili Öklid", diye devam etti. " Mükemmel bir çaba! Gene de, çok güzel olan bu eseri biraz uzun ve güç buldum. Yaşamını krallığına adamak zorunda olan Ptolemy için, matematik bilgisine giden daha kısa bir yol yok mu?"
Kısa, sakallı adam gözlerini dosdoğru krala dikmişti. Yavaşça başını salladı. Sert bir şekilde" Efendim " dedi," Sizin için bile olsa, krallara özgü bir geometri öğrenme yolu yoktur. "