“Mutluluk, insanın her gününü, dört gözle yarını, gelecek ayı, gelecek yılı beklemeden ve her gününü dün olmasına engel olmaya çalışarak durdurmaya uğraşmadan geçirmesidir.”
Anlatı kitap okumak istediğim bir dönemimdeyim. Yıllardır sepetime ekleyip hep daha sonra daha çok merak ettiğim kitaplara yer açmak için çıkardığım “Anneannem” kitabını en sonunda sipariş ettim. İyi ki de etmişim.
Avukat ve yazar Fethiye Çetin’in anneannesi Seher, 1905 doğumlu Müslüman bir kadın ve Elazığ’da yaşıyor. Bir gün torununa aslında adının Seher değil, Heranuş Gadaryan olduğunu açıklıyor ve böylece uzun yıllar saklı kalan hayat hikayesi ortaya çıkmaya başlıyor. Heranuş, aslında Ermeni ve Hristiyan bir çocukken, Türk ve Müslüman olmak zorunda kalıyor. Kimliği, dili, dini ve hatta ailesi tamamen değişiyor ve film gibi bir hayatın ardından 2000 yılında vefat ediyor.
Severek okudum. Heranuş Gadaryan’ın bunca acıya, kayba ve travmaya rağmen tüm bu yaşadıklarının içinde yardımsever, anlayışlı, alçakgönüllü ve vicdanlı kalabilmesi beni en çok etkileyen şeylerden biri oldu. Ayrıca yaşananlara ve onun hayatına g üzüldüm. Bu yüzden sonlara doğru gözlerim doldu, sonra taştı. @_sayfayolcusu_
Bir süredir içeriklerini takip ettiğim Ayşe Eser’in bir kitap kulübündeki söyleşisini öğrenince, “Neden Neden” adlı kitabını alıp okumak istedim.
Genel olarak paylaşımlarını ilgiyle ve severek takip ediyorum, ancak dürüst olmak gerekirse kitabı, içerikleri kadar beğenmedim ve hayal kırıklığına uğradım.
Kitap bana daha çok, referans verdiği eserlerin (örneğin Bauman’ın Akışkan Modernite, Byung-Chul Han’ın Yorgunluk Toplumu ve Viktor Frankl’ın İnsanın Anlam Arayışı gibi) “neden” sorusu etrafında tüketim, otoriteye ihtiyaç, merak ve aidiyetsizlik temaları üzerinden yüzeysel şekilde yorumlanıp derlenmiş bir yansıması gibi geldi. Bu düşüncelerini zaten içeriklerinde de paylaştığı için, açıkçası yaklaşık seksen sayfalık bir kitaba dönüşmesi gerekip gerekmediğinden emin olamadım.