"Olabilecek olan olasıdır. Fakat olabilecek olan, kesin olarak olur çünkü aksi takdirde olamaz. Gerçeklik, olasılığın öncülleri sağladığı bir sonun sonucudur." Bu söz, bana daha çok son zamanlarda kuantum fiziğindeki bazı parçacık davranışlarını açıklamak için olan Olasılıklar evreni hipotezini anımsattı. Şayet kuantum fiziğinde de her ne kadar bir durumun birden fazla durumda bulunma ihtimali (elektronların süperpozisyon durumunda yer alması, ışıgın varoluşsal olarak hem dalga hem de parçacık olması,çift yarık deneyi vs.)olsa dahi olabilecek olanın kesin olarak olması bu kuantum evreninde ne kadar doğru olabileceğini sorusunu akla getirmedi değil. Belki de Schopenhauer'ın yaşadığı dönemde kuantum fiziğini bu kadar ilerlemenin olması hatta da Max Planck'in öncülüğünde küçük enerji paketleri (kuanta)üzerine yapılan çalışmanın (1899) gerçekleştirilmemiş olması da belki de Schopenhauer'ın böyle demesine neden olmuştur. Ki Schopenhauer'ın Kuantum Fiziğinin bu kadar karmaşık bir ontolojik yapısının olduğunu görseydi Kuantum fiziği çerçevesinde oluşturulan fizik modelini ne kadar kabuk ederdi o da bir ayrı muamma. Felsefeyle Kuantum Fiziği ne alaka demeyin aslında düşününce bile ontolojik olarak Kuantum fiziği üzerine gitmemizin gerekliliğini görmüş olacaksınız. Her neyse çok uzattım, kitap mutluluk üzerine bir iç görüş sağlamanız açısından oldukça yararlı bir kitap. Daha da bu kavram üzerine gitmek istiyorsanız ama farklı bir felsefe arıyorsanız Stoacılık üzerine araştırma yapabilirsiniz (Özellikle son dönem Stoacıları üzerine). Her neyse, daha fazla tutmayayım. Bu kitap üzerine incelememi okuyan herkese esenlikli günler dilerim.