ebrarsenkal

ebrarsenkal
@Ebrar_Enkal
Kitaplar birlikte yaşamak içindir...
İslamın Vaadettiği Ülke
Puan vermedi·68 syf.··
Beğendi
·
2022 12. kitabı
Bizler kalen iman ettik demekle her şeyin biteceği yanılsamasına kapılıyoruz. Oysa kâl olan iman hâle dönüşmedikçe sadece dillerimizde asılı bir takım sözcükler olarak kalıyor. Elin, ayağın, midenin bütün azaların bu davete külliyen icabet etmesi gerekiyor. Böylece ferdden aileye islam toplumu inşa edilsin. Günümüzde o kadar çarpık islam anlayışları var ki gerçekten birinin hakikati anlatması bunu kendine vazife bilmesi gerekiyor. Ben kitabın bu misyonu yüklendiğini düşünüyorum. Bazıları beş vakit namazın edasını ideal islam olarak görürken kimilerine göre çağdışı, tarihi geçmiş bir düşünce yapısı olarak addediliyor. Ya sadece belli ritüellerin toplamından oluşuyor. Ya da imkansız sayılarak safdışı bırakılıyor. Esasen teoride olduğu kadar pratikte de yaşanması mümkün ve gerekli olan bir dinden bahsediyoruz. Bu sebeplede de imanın akabinde ahlak geliyor. Bizim inancımız ne sadece bireysel ibadetleri emrediyor ne de bizden rahip bir hayat yaşamamızı istiyor. Dünya ve ahiret arasında denge kurarak bir denge toplumu inşa etmemimizi istiyor. Yani sadece bireyin değil onun etrafında kümelendiği ailenin, aileden oluşan toplumun, topluma kol kanat geren devletin, devleti yönlendiren siyasetin iman etmesi gerekiyor. Mikro düzeyde bireyin makro düzeyde toplumun yeniden inşası gerekiyor. Fakat bizlerin dilleri iman ederken, evleri inkar ediyor. Mescidleri iman ederken çarşıları inkar ediyor. Okulları, kuruluşları, birimleri inkar ediyor. Maalesef ideal islam toplumu tasavvurundan çok uzağız. Fakat biliyoruz ki tarih pek çok defa buna tanıklık etti. Yeniden dirilmemiz, kendimize gelmemiz mümkün. Unuttuğumuz amentümüzü yeniden hatırlayabilir, yeniden özümüze dönebiliriz. Peki burada bize gereken nedir? Kitap bize nasıl bir yol haritası sunuyor? Tam olarak bir yol haritası
Düşünce
Diriliş Neslinin AmentüsüSezai Karakoç · Diriliş Yayınları · 202222,4bin okunma
Reklam
Kendini Kazanmak
10/10
·363 syf.··
Beğendi
·
2022 9. kitabı
İncelememe Miyazaki'nin bir sözüyle baslamak istiyorum. Miyazaki şöyle der: "Ben sadece resim çizen bir adamım. Ama hikayenin gücüne inanırım, hikayelerin insanları biçimlendirmede önemli bir rol oynadığına inanırım." O'na katılıyorum. Bu hikayeler ister kurgusal isterse gerçek olsun içimizde bir yerlere dokunuyor ve bize hayat veriyor. Bu kitap uzun bir yolculuğa çıkmaktı benim için. Kendi içimde uzun bir yolculuğa. Sanki ana karakter Tara ile beraber yürüdüğümüz bir yoldu. En basit haliyle tanımlayacak olursak bir kendini kazanma öyküsü. Böyle öyküler her zaman elimden tutar bana yol gösterir, ilham verir. Peki bu hikayeden neler öğrendim bakalım. Konuyu uzun uzun anlatmak istemiyorum. Fakat kısaca ifade edecek olursak koyu mormon bir aileden gelen Tara'nın akılalmaz pek çok öğretiyi geride bırakıp, adım adım kendisini inşa etme öyküsü. Mormonizm tıpkı İslamda , musevilikte olduğu gibi Hristiyanlıkta bir mezhep. Fakat çok ağır ve kısıtlayıcı kuralları var. Tara'nın ailesi özellikle de babası bu kurallara sıkı sıkıya bağlı. Öyle ki öğretileri akıldan bile üstün tutuyor hatta gayet insani olan eylemleri bile yasaklayabiliyor. İlaç kullanmak, doktora gitmek, Tanrı dışında birine güvenmek suç. Kurumu sarsacak her hangi bir şey yapmak kesinlikle yanlış. Kolektif bir biçimde yaşıyorlar fakat en uç noktada olan Tara'nın babası. Mormon olmasına rağmen daha ılımlı olan kişiler de var. Kadına erkeğe itaati emrediyor. Ve aslında mormonizm adı altında pek çok kez kadının kısıtlandığını, haklarının ihlal edildiğini görüyoruz. Okula gitmek yasak, evde eğitim dedikleri bir şey var. Böylece çocuklar evde aileleri tarafından eğitiliyor. On altı yaşına geldiğinde Tara kendi kendini eğitmeye karar veriyor. Ailesinin dışında koca bir dünya olduğunu keşfeden Tara, artık her şeye
Edebiyat
TalebeTara Westover · Domingo Yayınevi · 20194,790 okunma
Roman Yazarı Olarak Murakami
10/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2022 4. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 09 Mart 2022 15:02
Teker teker bütün yazarların yazma süreçlerin ve bunu bizimle paylaşmalarını çok kıymetli buluyorum. Yazıya gönül vermiş biri olarak bu benim için oldukça anlamlı. Yazmayı öğreten hatta çoğu samimi bir dille yazılmış teknik kitaplar mevcut. Fakat yazarın bireysel yaşamını, yazma serüvenini anlatan kitapların yerinin apayrı olduğunu düşünüyorum. Varsayalım ki yazmak büyücülük zanaatı olsun. Büyü yapmayı öğrenmek için önce teknik kitaplara başvurur, temel şeyleri öğrenirsiniz. Ancak öğrendiklerinizle bir noktaya kadar gelebilirsiniz ve sonrasında bireysel olarak birinin rehberliğine ihtiyaç duyarsınız. Bunu talep etmek bence en doğal hakkımız -ki yazma süreci de dolambaçlı çetin bir yol- işte tam da bu noktada sizin yürüdüğünüz yollardan geçmiş, tecrübe sahibi biri elinizden tutar ve sizi köprünün karşısına geçirir. Durumu buna benzetiyorum. Başlıktan da belli olduğu gibi Murakami'nin yazın hayatını anlatıyor. Hikayesini kendi dilinden bizlere anlatıyor. Sohbet havasına ilerliyor. Yıllar geçse ve bu kitap hakkında hatırlayacağım tek bir cümle olsaydı şu olurdu: "Bir roman yazmak ile roman yazarı olmak çok farklıdır." Bir sosyal hizmet uzmanı veya adli tabib olabilirsiniz. Yaşadığınız ilginç hadiseleri insanlarla paylaşmak için bir kitap kaleme alabilirsiniz. Ancak ben bu kitabı okuduktan sonra ikisinin arasında gerçekten büyük bir fark olduğunu anladım. Bir kitabın yazarı olmakla 'yazar olarak kalmak' arasında büyük fark varmış. Bunu hiç unutmayacağım. Ve kararlarımı verirken hep gözönünde bulunduracağım. Kendimizi nasıl tanımlarsak hayatımız ona göre şekillenir. Eğer kendinize "roman yazarı" derseniz artık bir yazar gibi yaşamanız gerekir. Elbette her yazarın yazım hayati farklılık arzeder. Fakat Murakamiye göre bu alanda ilerleyebilmek için disiplinli bir
Edebiyat
Mesleğim YazarlıkHaruki Murakami · Doğan Kitap Yayınları · 2019970 okunma
Yaratıcılık Denilen Şey
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2022 3. kitabı
Bu kitabı ilk aldığım zaman hayal kırıklığına uğradım. Yüz elli sayfalık bir kitaptı ancak sadece yarısı doluydu. Kalan yerlerde fotoğraflar, çizimler v.s. vardı. İade etmek yerine okumaya karar verdim. Zaten tavsiye üzerine edinmiştim. Bir şans vermek istedim. Sonrasında sadece kitabı karıştırmakla bile doğru karar verdiğimi anladım. Gerçekten çok ilginçti. Devam etmeden önce bu imkanı bize sunan herkese ve kıymetli yazarımıza teşekkür etmek istiyorum. Yazarımıza minnet duymamın en önemli sebeplerinden bir tanesi de otantik tarafını bizimle paylaşmasıdır. Bilirsiniz otantik olmak ve çekici olmak her zaman mümkün değildir. Ama bir eserde orantılı olarak ikisini de tadabiliyorsak bence gerçekten takdire şâyan. Kitabın içinde yazarımızın çalışma takvimleri, kullandığı çizelgeler çalışma masası gibi özel hayatına dair eşyalar bulunuyor. Birisi sanki sizinle yaşam deneyimlerini paylaşıyor gibi bir his. Sohbet havasında bir seyri var. Kitabın ana konusuna gelirsek tamamen nasıl daha yaratıcı olabileceğimiz üzerine kurgulanmış. Yaratıcılık kavramını tanımlamak istiyorum. Kavramı ilk duyduğumda sadece dahilere, sanatkarlara bahsedilmiş özel bir yetenek olduğunu düşünüyordum. Sadece özel insanlara mahsus bir tür yetenekti. Sonrasında konu ile ilgili araştırma yaptım. Ve kafamdaki tanımlama bütünüyle değişti. İnsanların yaratıcılık dedikleri şey üretkenlik demekti aslında. Bugüne kadar varolmayan bir şeyi meydana çıkarmaktı. Bu noktada insanın aklını karıştıran bir şey var. Bugüne kadar hiç sözü edilmeyen bir şey var mıydı? Elbette yoktu. O halde yaratıcılıkla kastedilen bir araya getirmekti. Ancak herkesin yaptığı gibi değil kendi renginizle bir araya getirmek. Şahsınızdan vererek bir araya getirmek. Eğer kendinize karşı yeteri kadar şeffafsanız ne demek istediğim daha net
Kişisel Gelişim
Bir Sanatçı Gibi AraklayınAustin Kleon · Butik Yayıncılık · 2012606 okunma
Kapitalizmin Eleştirisi ve Çocuk Edebiyatı
10/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2022 2. kitabı
Bu kitap bir sistem eleştirisidir. Ancak daha önce hiç bu kadar güzel ve naif bir eleştiri okumamıştım. İncelememe başlamadan önce bize bu imkanı sunan 1K ekibine, böyle güzel bir kitabı dünya edebiyatına kazandıran sevgili yazarımıza ve Türk edebiyatına kazandıran can yayınlarına çok teşekkür ederim. Bu kitabın birincil başarısı iyi bir eleştiri olmasıysa ikinci önceliği kesinlikle çocuk edebiyatı kategorisinde yer almasıdır. Çocuk edebiyatı alanı benim değerini çok sonradan anladığım çok kıymetli bir alan. Tuğba Coşkuner sayesinde tanıdım. Kendisine minnettârım. Eğer bir mesaj vermek istiyorsak bunu yetişkinlere anlatmamız daha kolaydır. Ancak konu çocuklar olduğunda bu daha çetrefilli bir iştir. Emek zorluğu nisbetinde değerlidir. Yetişkinler bir mesajı aldıklarında bunu bilinçli bir surette yaparlar, fakat çocukların zihni saf ve temiz olduğundan her zaman bu bilinci yakalayamayabilirler. Eğer mesaj doğru ise bunu erken yaşta sindirdiklerinden şanslı olurlar. Tehlike yanlış mesajı aldıkları zamandır. Zira bizler gibi tahlil etme yetileri henüz gelişmemiştir. Doğrunun yanlışın ayırdına varmakta zorlanabilirler. Bu sebeple yazar gerçekten anlamlı bir iş yapmış ve eserini çocuklarla paylaşmıştır. Gelelim hikayenin konusuna. Kaç defa tutkuyla yaptığınız bir işin aylaklık olduğu söylendi ve gereksiz işlerle uğraştığınız için kınandınız? Hepimizin en az bir kere başına gelmiştir diye düşünüyorum. Varoluşunuzun anlamını bulduğunuz şey kim bilir sizin için ne kadar kıymetliydi. Belki hayal kırıklığına uğrayacağınız yerde, başkalarını hayal kırıklığına uğrattığınız için kendinizi kötü hissettiniz. Haksız değillerdi, sadece hayallerinizin peşinden giderseniz aç kalabilirdiniz. Sizin iyiliğinizi düşünüyorlardı. Kapitalizmin bir çarkı olmazsanız hayatta kalamayabilirdiniz.
Edebiyat
Aylaklar KumsalıAlex Nogues · Can Çocuk Yayınları · 2021434 okunma
Reklam