"İsterdim ki yüreğimi bir bıçakla yarıp açsınlar ve seni oraya yerleştirsinler. ...Ben yaşadıkça sen de yaşayasın! Eğer ölürsem, kabrin derin karanlığında, kalbimin içinde kalasın!"
Gerçek aslında tek olmasına rağmen, her toplumun, milletin, medeniyetin gerçeği, göreceli olarak farklılık arz eder. Mesela Türkiye sınırını geçip Ermenistan'a girsek birkaç dakika sonra kendimizi bir başka gerçeklik âleminde buluruz. Bize temelde ters gelen şeyler, orada doğru olabilir. Aslında dış görünüşteki çeşitliliğe rağmen özler hep birdir. Hz. Mevlânâ'nın ifade ettiği gibi, badem ağaçları bir- birinden çok farklı görünseler de, badem yağı aynıdır. Öz bir ise, hakikat de birdir.
Kur'anî bir tabir olan zulüm (çoğulu zulumât), semantik analizde karanlık anlamına gelir. Birisine "zulmetmek", onu karanlığa atmak demektir. Mecazi anlamda Allah'ın (cc) nurunu kesiyorsak, mesela fuhşiyatı teşvik edip doğruları yasaklıyorsak, insanları karanlık alana sokuyoruz demektir.