Tolstoy kreutzer sonat adlı kitabına ilk başladığım zaman düşündüğüm şeylerden birisi ahlaksızlığı resmetmesi. Ve insanın ahlaksızlığını görüyoruzki etrafından hiçbir baskı almadığı ve saygı duyulduğu bir toplumda ahlaki girişimlerinin doğal olduğunu ve bu sebeple vicdan azabı çekmediğini öngörüyor. Ve büyük ahlaksızlıklara gark oluyor. Ve bundan çok da memnun değil, ahlak kavramını doğru bir şekilde dahi bilmeyen kişi. Neden? Çünkü ahlak ilkesi insanın içinde doğuştan vardır. Baştan beridir ya da devam eden süreci tek bozacak olan ve ıstılah eden şey de dindir. Burada da dinin eksikliğinin, insanda başı boşluk duygusuyla beraber şehvetinin kölesi olduğunu da veyahut başka herhangi bir suçu işlemenin devletin kanunu öngörmeksizin kendi içinde legal olmasını da doğurur o insanda. Yaşamın gereksizliğinden söz ediyor. Yaşamak sadece yaşamaksa diyor. Bu da bilgi eksikliğinden geliyor. Felsefik yönden ontoloji din yönünden varlık kanıtı mantık ilminin eksikliğidir bu. Ve sonunda sebeplere bağlayarak cinsel birlikteliğin gerekli olup olmadığı konusunda kendi fikrini beyan etmiş. Kitabı kurguladığı hikâyeden dolayı beğenmedim.