‘’Toplumun ahlaka aykırı sandığı kitaplar, topluma ayıbını gösteren kitaplardır.’’
Oscar Wilde'ın ilk ve son romanı olan Dorian Gray’ın Portresi ; Viktorya Dönemi İngiltere’sindeki toplumun iki yüzlü ahlakını sert bir dille eleştirişini konu almaktadır. Dönemin ahlakı gereği işsizler ve yoksullar, işsiz ve yoksul oldukları için en büyük günahkar iken; ahlaklı olmayı en çok savunan, soylu lord, saygın aile reisi, kilisenin rahibi, zengin tüccar… gizliden gizliye kaçınılması va’z edilen günahları tamamının peşindeydiler… Kısacası, bu çağın ahlakı; yöneticilerin, soyluların, zenginlerin çıkarlarını koruyan iki yüzlü bir ahlaktı. Eleştirdiği kesimin toplumun güçlü tarafı olması; kitabın ‘’ ahlaki ve ruhsal çürümenin kitabı’’ olarak anılmasına, basımına çeşitli sansürler sonrası izin verilmesine ve yazarı olan Wilde’ın toplumdan dışlanmasına neden olur.
Kitabı okuduğumuzda karşımıza 3 ana karakter çıkmaktadır. Oscar Wild bu karakterler ile ilgili ^Basil Hallward kendi hakkımda düşündüklerim: Lord Henry dünyanın hakkımda düşündükleri: Dorian -belki başka yaşlarda- olmak istediğim kişidir^ der.
Dorian Gray, sadece kadınları değil erkekleri bile kendine hayran bıraktırabilecek kadar yakışıklı bir gençtir. Her şey ressam Basil Hallward’ın ona tutulup bir portresini yapmasıyla başlar. Dorian bu sayede Basil’in arkadaşı Lord Henry Wotton ile tanışır. Karşısındakileri etkileme becerisine sahip Lord(Sahip olduğu düşüncelerin hepsini benimseyemesem de kelimeleri kullanışı ve çok mantıklı olmayan düşünceleri bile sanki öyleymiş gibi sunuşu ile kitaptan vücut bulup çıkarak beni bile etkiledi),hayatta en önemli değerlerin zevk ve güzellik olduğunu, erdemli olmanın yaşamın zevklerini yok ettiğini savunan görüşleriyle Dorian’ı da kısa zamanda etkisi altına alır ve Dorian’ın değişimi bu
"Yan yana yürümeyelim diye dar yapılmıştı kaldırımlar.
Ve yine yan yana yürümeyelim diye dar kafalıydı insanlar.
Ve sırf dardı diye kafalar düşünmeyi bırakıp sevmeyi denedik.
Sarılmak bizi yakar diyip aşkı hep uzaktan sevdik."