Klinik psikoloji ve psikiyatriyi sorgulamak entelektüel kabul edilmenin baskosulu haline geldi. Son 10 yıldır tüm zevzek öğrenciler yepyeni birşey keşfetmiş gibi heyecanla aynı sözleri tekrarlayıp duruyordu : "Bir insan kendini Napolyon sanıp bundan da mutluluk duyabiliyorsa, onu sözde tedavi edip mutsuz kılmak doğru mu?" "Sırf çoğunluğun normallik anlayışına ters düşüyor diye birine deli yaftasi yapıştırıp onu bir tımarhaneye kilitlemek insanlık dışı değil mi?" "Neden insanları değiştirmektense ,insanlara dünyayı değiştirecek gücü vermeyi denemiyorsunuz?" "Ya deliler haklıysa?" "Delilere özgürlük" ve en sinir bozucusu da " Bana normalin tanımını yapabilir misiniz?" Tüm ruh hastaları Dostoyevski,Lincoln, Van Gogh ya da Mayakovski ve tüm ruh hekimleri de bu kokuşmuş toplum düzenini korumak için onları kilit altında tutmaya çalışan gaddar gardiyanlardı. Acaba bunları iddia edenlerden kaçı durmadan bokunu yiyerek kendini zehirleyen bir hebernikle ya da bir hafta boyunca parmağını bile kıpırdatamayacak şekilde kasılıp kalmış, acılar içinde kıvranan bir katatonikle ya da yukardan aldığı gizli bir görev nedeniyle kırmızı giyen herkesin gırtlağını kesen bir paranoid sizofrenle tanışmıştı? Hiç bimedikleri konular ve anlamadıkları insanlar üzerine atıp tutanlar asıl bu aptallardı.