“Sadece iki günümüz var yaşamak için: Bu günleri de aşağılık heriflerin önünde diz çökerek geçirmeye değmez.” Ne yazık ki, laf aramızda, “bu aşağılık herif”, dünyada lanet olası çok sayıda kişinin taşıdığı bir sıfattır.
Karakterin çokça hareketi insanın canını sıkıyor. Diyorsunuz ki; bir insan bu kadar mühim bir konuda nasıl olur da bu kadar umursamaz olabilir? Hele de benim gibi kafanızda her şeyi sorun eden biriyseniz...
İnsanların ruh hallerini bilemeyiz ki her zaman söylerim, insanın kafasının içini açıp ne var ne yok bakamayız, ancak kafasının içindekileri şu sebepledir bu sebepledir diye kendimizce yorumlarız. Fakat her ruh diğerinin ötekisidir. Bir kararda; ki bu karar hayati nitelikteyse kişinin ruh haline göre verilebilir çoğu kez. Neydi ki amaç? Gözünüze güneşin gelmesi? Ya da hiç... Ah ne basit... Fakat kararın sonuçları bu kadar basit olmayabilir. Hayatı basit görenler, hayatın ciddiyeti ile karşı karşıya geldiklerinde tuhafsamamalı.
Basitçe bir insanın hayatını mahvederken, umursamazca davranırken karşı ruhu hiç düşünmüyor karakter. Fakat iş kendine dönünce çokça düşünüyor -her ayrıntıyı- . Olmamalı. Sonuçlarının acıtacağı şeyleri biraz olsun düşünmeli. Söz konusu kendimiz olunca acı içerisindeyiz, başkası olunca umursamazlık...
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2020137,2bin okunma
En erken yıllarından itibaren bütün kadınlar, karakterlerinin erkeklerinkinden çok farklı olduğu inancıyla yetiştirilir: irade ve kendine hakim olma gücü değil bağlılık ve diğerlerinin idaresine teslim olmak.