Sarayından çık, kenar mahalleleri şöyle bir dolaş. Gör ne sefalet, ne çirkinlikler var. Köpeklerle insanlar yanyana yatıyorlar. Bir lokma ekmek için namuslar satılıyor.
Alçakgönüllülük, mutlak bir hakimiyet şeklinde belirecek yerde iblisçe bir gurura saplanır, yani özgürlüğe kavuşturmak şöyle dursun esaret zincirleri takar
Mutlu olmamız için gerekli her şeye sahibiz, ama mutlu değiliz. Bir şey eksik. Etrafa bakındım. Ortadan kaybolduğunu kesinlikle bildiğim tek şey, on-on iki yıldır yaktığım kitaplardı.
Dün gece, son on yılda kullandığım keroseni düşündüm. Kitapları da düşündüm. Ve o kitapların her birinin ardında bir insan olduğunu ilk kez fark ettim. Onları düşünüp yazmak için epey zaman gerek. Bu daha önce aklımın ucundan bile geçmemişti.