"Bütün üzüntüleri üzüldüm ben, bir de siz üzülmeyin."
Ne naif bir acı değil mi? Acının da naifi olur mu demeyin, oluyor.
Gençliğinde aşık olduğu adamla evliliği, evliliğindeki görünmezliği ve görünmezliğin getirdiği çaresiz kabulleniş. Sadece sevdiği için isteklerini, arzularını dile getiremeyiş. Kendinin farkında olmama ve yitip giden aşkının ardından çektiği o naif acı. Acıyı kabullenme ve yas sürecinin sonunda ise kendini bulma hikâyesi. Yani tam da kitabın ismi gibi, Çiçeklenme...
Sahi biz kadınlar çiçeklenmek için neden bir erkeğin toprağımızı sulamasını bekleriz ki? Neden çiçek açmak için dönüp kendimize bir bakmayız? Oysa ki tüm tomurcuklar içimizde ve açmak için bizden bir küçük ışık beklerlerken. Neden aynadaki kadının sıcak bir tebessümüne izin vermeyiz? Ve neden sadece kendimize yaslanmak bu kadar zor gelir?
Biz kendi farkımıza vardığımız sürece, bir kadın için inanın ki hiçbir şey imkânsız değildir. Yeter ki, başkalarına gösterdiğimiz şefkat ve inancı öncelikle kendimize gösterebilelim...
Sevgiyle ve kitapla kalın...