Yıllardır bana isim ve okulda adını sıkça duymamız itibariyle çok sıkıcı görünmüştü bu kitap. Ancak başladıktan sonra anladım ki 16. Yy eseri olmasına karşın anlattığı şeyler o kadar yaşamın özünden ki. Yazarın bu denli kendinin farkında olması benim için çok önemliydi. Çünkü ben de kendimle ilgili böyle bir ikilem içerisinde kalırım hep. Aslında denemeleri yazarken bile pervasız bir ruh halinde olması kitabı daha iştahla okumama yol açtı.
Montaigne in bir Platon gibi düşüncelerini hayat üzerine düşünüp aktarım yapması çok hoşuma gitti. 16.yyda şimdiye nazaran çok ilkel bir bilim ve toplum anlayışı olmasına rağmen yine de bakış açılarıyla gerçekten bir başucu kitabı olmaya layıktı.
Beyaz Geceler ile birlikte birkaç hikayeden oluşan bir kitaptı. Genel olarak anlatılan karakterlerin yoğun duygu durumları açıkçası beni biraz şaşırttı ve birazcık da sıktı diyebilirim malesef. Tabi günümüzün sade dil anlayışı ve o döneminki farklı olmalı.