Bugün sizlere donanımlı bir kitapla geldim. @sercanyilmaz18 ’ın yazdığı “Kırmızı Yazma” adlı eseri, okura hem duygusal bir derinlik hem de geniş bir tarihsel perspektif sunan, toplam 11 farklı hikâyeden oluşan oldukça katmanlı ve zengin bir öykü derlemesidir. Kitap sadece günlük yaşamın içinden hikâyeleri değil, aynı zamanda tarihî dönemleri, tarihî polisiye vakaları ve hatta Sümerliler ile Çatalhöyük tarihi gibi kadim medeniyetlerin izlerini de barındırıyor. Bu çeşitlilik, okura farklı bir insanlık durumlarına tanıklık etme imkânı veriyor. Yazarın eğitimci kimliği ve 17 yaşından beri süregelen yazı tecrübesi, dile hâkimiyetinde ve anlatımın samimiyetinde kendini hemen belli ediyor, okuru yormadan, aksine zengin kelime hazinesiyle bir öğrenme sürecine de dahil ediyor.
Kitabın açılış sahnesi, eserin sarsıcı tonunu belirliyor. Ateşli bir hastalığın pençesindeki yirmi üç yaşındaki genç bir kadının, bir odanın sıcaklığı içinde geçmişine dair yaptığı o kısa ama yoğun yolculuk, okuru “Çocuğumu kucağıma alamadan mı öleceğim?” sorusuyla baş başa bırakıyor. Bu öykünün güçlü atmosferi, kitabın diğer hikâyelerindeki farklı duygu dünyalarına bir kapı aralıyor.
Diğer taraftan, kitabın sonunda yer alan titiz kaynakça kısmı, sadece bir kurgu okumadığımızı, özellikle tarihî temalı öykülerin arkasında ciddi bir emek, araştırma ve bilimsel bir temel olduğunu gösteren entelektüel bir saygı duruşu niteliğinde. Bu detay, esere olan güveni ve okura verilen değeri artıran çok zarif bir dokunuş olmuş. Sonuç olarak “Kırmızı Yazma”, hem duygulara dokunan hem de zihni besleyen, her sayfasında yeni bir keşif vadeden nitelikli bir eser. Yazarımızın emeğine sağlık. İyilikle ve kitapla kalın.