TerraNoctis

TerraNoctis
@EchoAether
Birdboy, yaşamın iğrençliklerinde kendin olmak ve yalnızlığına, kendine, herkese savaş açmak ve yine de var olmak. Ölümüne ve yaşamına rağmen var olmak ve iz bırakmak, ışık saçmak.
Aslına bakılırsa, astrobiyoloji onlarca yıllık geçmişe sahip olan ekzobiyoloji'nin yeniden icadı ve genişletilmesiydi. 1960'ta Joshua Lederberg (1925-2008) "gezegenimizin ötesinde yaşamın evrimi"ni belirtmek için ekzobiyoloji kelimesini icat etmişti. Bakteri genetiğindeki keşifleri için Nobel Ödülü kazanmış olan Lederberg, yaşam arayışının uzay keşiflerinin temel bir parçası olması gerektiğini savunuyordu. NASA 1960'lardan itibaren Le­derberg'in tavsiyesini dinleyerek ekzobiyoloji araştırmalarını fi­nanse etti. Fakat çok geçmeden ekzobiyolojiyi eleştirenler de or­taya çıktı. 1964'te Harvard Üniversitesi'nden biyolog George Gay­ lord Simpson "bu 'bilimin' araştırma konusunun var olduğunu hala gösteremediğini" öne sürdü.
Bilim
Reklam
194 1 tarihli "Astrobiyoloji" başlıklı makalesinde Laurence Lafleur (New York'taki Brooklyn College'da felsefe dersleri veren bir öğretim üyesi) kelimeyi modern anlamından da­ha dar bir biçimde, gezegenimiz dışındaki hayatın ele alınması olarak tanımlamıştı. Berkeley'deki Califomia Üniversitesi'nde as­tronomi dersleri veren Otto Struve da 1955'te terimi dünyadışı ya­şam arayışını betimlemek için kullanmıştı. Rus astrofizikçi Gav­rill Tikov (1 875-1960) ve Alman astronom Joachim Herrmann sı­rasıyla 1953 ve 1974'te dünyadışı yaşam hakkındaki popüler fikir­leri içeren Astrobiyoloji başlıklı birer kitap yayımlamışlardı. "Astrobiyoloji"nin modern kullanımı 1995'te, o dönem Was­hington DC'deki NASA genel merkezinde görevli olan Wes Hun­tress tarafından ortaya atıldı. O zamanlar NASA'daki biliminsan­ları evrendeki yaşamı anlamak için mikrobiyal ölçekten kozmik ölçeğe kadar yaşamın araştırılması gerektiğini savunuyorlardı. Huntress bu amaç için astrobiyoloji sözcüğünü uygun gördü ve bu isim tuttu.
Bilim
İnsanlığın bilgisindeki bu boşlukları doldurmak için, Dünya'daki yaşamın kökenini ve evrimini, ayrıca başka yerlerde müm­kün olan çeşitli yaşam biçimlerini inceleyen bir bilim dalı olarak astrobiyoloji ortaya çıktı. NASA astrobiyolojiyi evrendeki yaşa­mın kökeninin, evriminin, dağılımının ve geleceğinin incelenmesi olarak tanımladı. Sık kullanılan diğer tanımlar, evrendeki yaşamın incelenmesi veya yaşamın kozmik bağlamda incelenmesidir. Bu anlamda, astrobiyologlar hem "Yeryüzündeki yaşamın tarihi ve geleceği nedir?" hem de "Başka bir yerde yaşam var mı?" soru­larının peşinden giderler.
Bilim
Ne var ki modem bilimin en hayret verici yönlerinden biri, biyo­loji hakkında bir çocuğun bile sorabileceği bazı soruları cevapla­mayı şimdiye dek başaramamış olmasıdır. Yeryüzünde yaşam na­sıl başladı? Bu konuda biraz fikrimiz var ama detayları bilmiyo­ruz. Dünya'nın ve Güneş Sistemi'nin hangi özellikleri gezegeni­mizi yaşanabilir kılıyor? Yine birtakım fikirlere sahibiz ama daha öğrenecek çok şey var. Peki, yaşamın basit kalmak yerine karma­şık organizmalara evrilmesine ne sebep oldu? Yine kesin bir bil­giye sahip değiliz.
Bilim
- Ne matbaası yahu, ilerde kağıt olmayacak! Matbaacı kendine başka bir iş bulacak. alaycı yanıtıyla kalakaldım. - Matbaadan yeni gelmiş bir kitabın kokusunu, kitabı eline alıp sayfalarını çevirmeyi, kaldığı sayfanın ucunu bükmeyi, bir kitabın arasında çiçek kurutmayı, bir ağacın dibine uzanıp kitap okumayı özlemeyecek mi insan? naftalinli sorusunu sordum, sesimde bir hüzün, yüreğim buruk, gözüm masa örtüsünün nakışlarında seyyah. - İstersen print eder, eğer hala kağıt varsa, kağıda döker, spirallersin kitabı, eğer hala spiralci varsa, uzanırsın ağacın dibine... diye umursamazca yanıtladı usumun çengellerine ağır gelen soruyu, kısa dijital parmaklarının tırnakları varla yok arası adam. - Eğer hala ağaç varsa ... diye düşündü beynim, ağzım bunu ifraz etmedi, acı acı gülümsemekle yetindi dudaklarım. - Ben bir kitabı okurken kimi yerlerin altını çizerim örneğin... derken, gene ağzıma tıkadı lafı: - "Altını çiz"i tıklayacaksın! Duvar boyu kitaplığımda, kimi satırlarının altı çizili, ilk sayfasında ne gün satın alındığı yazılı, kimisi yazarlarına imzalatılmış solgun kitaplarımı düşündüm. - Evde kütüphane olmayacak mı? sorumu; - Gerek yok, bütün dünya kütüphaneleri bilgisayarın içinde, tıklayacaksın, istediğin kitap ekranda. biçiminde yanıtlayarak gene susturdu beni elektronik gözleri ifadesiz adam. - Benim evdeki kitaplarım n'olucak peki? - Antika olacak. diyerek yeniden trampet çalmaya başladı ıslanmış masa örtüsüne nakşedilmiş çiçeklerin üstünde tırnakları çok kısa dijital parmakları.
Deneme, İnceleme
Reklam