Birdboy, yaşamın iğrençliklerinde kendin olmak ve yalnızlığına, kendine, herkese savaş açmak ve yine de var olmak. Ölümüne ve yaşamına rağmen var olmak ve iz bırakmak, ışık saçmak.
Kitabın bu kadar seveni olması şaşırtıcı. Bana hitap etmedi tarzı. Ben daha çok gizem ve onun çözümüne giden yolları ararım. Dili vs eğlenceli ama olaya girmesi uzun sürmeye başladığından hoşuma gitmedi. Belki de bu serinin ilk kitabından başlamalıydım bilmiyorum. Polisiye hastasıyım ama 100 sayfayı aştığım halde hala bir şey olmuyorsa dili de pek etki etmiyor bana. Belki biraz daha kısa olsaydı sevebilirdim. Bilemiyorum ama bir şans daha vereceğim yazara iki kitabında.
Yani sıradanlık - bu sıradanlık anlatımın sıradanlığı ve olayın çok sıradan işlenmesi- arıyorsanız belki seversiniz ama ben heyecanlı bir polisiye severim diyorsanız tavsiye etmem.
Kitaplarla kurduğu ilişki bile doğru düzgün gündeme gelmemişti. Bu da benim için hayal kırıklığı oldu.
Küllük Kıraathanesi yıkılınca yerine geçen Marmara Kıraathanesi, konukları olan Marmatörler tarafından bilgilerin, tartışmaların döndüğü, birçok tanıdık simanın yerini aldığı yer. Hikayemiz de burada geçiyor.
Özellikle babalarımızın annelerimizin kuşağı tarafından belki de son aşamaları görülen kıraathanede - ki dönemin son kıraathanesidir Marmara Kıraathanesi- dönen hikayemiz birçok kişinin birbirleriyle ilişkilerini ve dönemin sorunlarını da işliyor.
Kahvehanelere neden kıraathane deniliyor ki sanki? Eskiden kıraathanelerin bilgi ve kültür yuvası olduğunu öğrenince çok şaşırmıştım. Kıraathane sadece kötü bir kahveyi, dedeleri ve orada olan olayları düşününce de pek de bilgi ve kültür yuvaları halinde düşünemiyorduk tabi.
Bu roman da bu eski kültürün son izlerini taşıyan Marmara Kıraathanesinin hikayelerini anlatıyor. bu kıraathanenin çok ünlü ziyaretçileri var.
Hilmi Oflaz gibi marmaratörlerin ziyaret ettiği kıraathaneyi roman şekline getirmiş yazar.
bana kalırsa alın okuyun ve oraya gelen herkesin neler konuştuğunu, öğrencilerin neler öğrendiğini öğrenin.
İstanbul sokaklarını ve bahsi geçen yerleri bilenler için güzel bir roman olacaktır ancak konu itibarıyla sadece bir polisiye öykü değil aynı zamanda toplumsal olaylara da dokunmuş bir kitap. O dönemi yaşayan bizler için bahsedilmesi de ayrıca güzel.
Bir polisiye hayranıysanız kitap size oldukça basit gelecektir ama yeni başlıyorsanız önerebilirim. Her türlü ne olduğunu son sayfaya gelmeden çözüyorsunuz polisiye hayranıysanız tabi.
Kitap bir sanatçının sanatı öldürme merakıyla konusunu oluşturuyor. Sanatı nasıl öldürürsünüz? Bu konuda nasıl fikirler üretebilirsiniz? Siz düşünürken bir şekilde sanatçımız bunun yolunu buluyor.
İyi okumalar.
Okuduğum en ilginç kitap diyebileceğim eser budur.
Arthur C. Clarke bilimkurgunun tanrılarından biridir.
Öncelikle kitap hızlı bir evrimsel sürecin başlangıcıyla insanlığın oluşumunu anlatıyor. Şu anki insan teknolojik anlamda gelişmiş uzay seyahatine başlamıştır yeni yüzyılda. Bu yüzyılda seyahatten ileri gitmiş, Ay'da şehir bile kurmuştur. Bu şehirde bir şey dikkatini çeker bilim insanlarının ve bunu incelemeye giden çok ilginç bir şeyle karşılaşır.
Daha sonra bir uzay gemisi yolculuğu başlar ve yapay zekamız ortaya çıkar. Hal 9000 ile beraber sürdürülen seyahatte çok ilginç şeyler ortaya çıkar ve bu seyahatteki iki insan aslında yola neden çıktıklarını tam olarak bilmezler.
Bu kitap Clarke'ın bir anlamda insanın ulaşacağı yeri hayal gücüyle temsil eden bir eser olmasının yanı sıra yapay zekanın neler yapabileceğini ve bugün kü durumumuzda onunla ilişkimizi sorgulatması açısından bayağı güzeldi.
Peki insan ne kadar gelişebilir? Evrimimizde son yer neresi olacak? İki yolcunun yola çıkma nedeni neydi? Çaresizlik insana neler yaptırır?
Sorgulamalarla dolu bilim yolculuğunda özellikle bilimsel anlatımlar çok güzeldi. O dönemde ne kadarı biliniyordu bilmem ama verilen bilgiler ve bu bilgilerin bugün bile neredeyse doğru şekilde olduğu düşünülürse Clarke mucitlikte ciddi şeyler yapmış diyebiliriz.
İnanılmaz bir kitap. Mutlaka okuyun.
Kubrick ile eşzamanlı çalışmışlar. Film daha erken gösterime girmiş ve yazarla yçnetmen birbiriyle bolca fikir alışverişi yapmış. Bakalım film nasıl? Sıra onda.