TerraNoctis

TerraNoctis
@EchoAether
Birdboy, yaşamın iğrençliklerinde kendin olmak ve yalnızlığına, kendine, herkese savaş açmak ve yine de var olmak. Ölümüne ve yaşamına rağmen var olmak ve iz bırakmak, ışık saçmak.
İlyada ve Odysseia, dizeler halinde birçok şiirsel anlaudan olu­ şur ("büyük-destan"). İlyada'da yaklaşık 16.000 Odysseia'da ise 12.000 heksametron vardır. Her iki yapıt da "Kahramanlar Des­tanı" grubunun farklı türlerini oluştururlar. Eski kavimterin ya­şadığı önemli olayların bir hediyesi olarak kabul edilen bu grup­ta, diğer birçok halkların eserleriyle birlikte yer alan İlyada ve Odysseia, iki farklı yönüyle öne çıkar: ( 1) onlarla birlikte Batı'da edebiyat (yani normal ihtiyacın dışında, daha yüksek bir amaca hizmet için metinterin kompozisyon şeklinde yazımı) başlar ve (2) Batı Kültürü'nde yeni bir dönem açılır: Tekstualile Dönemi (yani toplumsal ilişkilerin yazılı metinlerle düzenlenmesi).
Tarih
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Avrupa kültüründeki ilk yazılı şiir, günümüzden yaklaşık 2700 yıl önce oluşturulmuştur. Kesin tarihi bilinmemesine karşın İ.Ö. 8. yüzyılın ikinci yansında oluşturulduğu sanılmaktadır. Olayın ger­ çekleştirildiği yer, Batı Anadolu kıyısında (ya da kıyıya yakın bir adada) bir şehirdir. Antik dönemlerde Homeros imzalı birçok eser oluşmuştur: Homeros Methiyeleri, Margites, Batrachomyomachie (=kurbağa-fare savaşı) ve Thebais. Ancak, bu eserler arasında öz­ gün Homeros eseri olarak kabul edilen ve Bau'nın yazılı beste­lenmiş ilk şiiri olan iki yapıt vardır: İlyada ve Odysseia (birçok araş­tırmacıya göre yalnızca İlyada Homeros'un eseridir).
Tarih
Homeros dilinin kurallarının bilinmesi, anlaşılması ve özümsenmesi gerekmektedir. Sıradan herhangi bir oyunun kurallarını öğrenmek için bile çaba sarfettiğinizi düşünürseniz, eminim Homeros'tan daha çok zevk alabilirsiniz. Dil üslubunda­ki barikatlar aşıldığında, ister orijinal eski Yunanca, isterse çevi­ri olsun, Homeros'un şiirsel diinyasındaki gerçekte birbirinden çok farklı karakterde olan kişiler ve çatışmaları ile tanışma fırsa­tı bulacak olan günümüzün okuru, edebi ya da normal yaşantı­sında derin tecrübeler edinecektir.
Tarih
Uzun bir siireç içerisinde, kurallara bağlı heksametron- doğaçla­ması esasına dayanan bu teknik sayesinde, günlük hayattaki ko­nuşma dilinde kullanılan kelimelerden daha çok, tekrar edilen kelime gruplarının oluştuğu bir dil ortaya çıkmıştır (hatta bu tekrarlar Homeros'tan sonraki dönemlerde kullanılan edebi dillerdekilerden bile fazladır) . Sık kullanılan tekrarlar arasında "göbekli gemiler", "giineşin parıltısı", "halkların çobanları", "ışıldayan Hektor", "büyük Olympos", "çeşitli günler" gibi terim­ leri sayabiliriz. Doğrudan konuşmalar ise genellikle "ve kanatlı kelimeleri konuştu" kalıbı ile başlar ve yanıt olarak da genellik­le, "ona cevabını verdi ve şöyle dedi" kalıbı kullanılır. Şaşkınlık­lar için "dişlerinden oluşan çitten ne tiir bir kelime kaçtı?" gibi, yemek başlangıcı için ise genelde "lezzetle hazırlanmış öğün için ellerini kaldırdılar" gibi kalıplar kullanılır.
Tarih
Günümüzün okurları için en büyük engeli dil kurallan oluştu­rur. Homeros, Erken Yunan destan dilini dizeler halinde, kaliye zorunluluğu olmadan, ritmik bir üslfıbta kullanır: Her mısra bir heksametron normundadır, yani 6 daktyloi'den oluşur (- ....... , Spondaios - - ile yer değiştire bilir): Homeros, kullanmak istediği tüm hitap formları (anlatımlar, ta­nımlar, doğrudan hitap, dialog vs.) ve anlatmak istediği tfım duygusal nüanslar için bu 6 daktyloi ritmini kullanır. Bu Home­ros'un icat ettiği bir kural değil, o dönemde sık kullanılan katı bir kuraldı. Homeros, eserlerini oluşturmaya başladığında ise uzun zamandan beri kullanılıyordu. Nesiller boyu serbest do­ğaçlamayı kullanan şarkıcılar (Aödler, aodlar), bu şekilde konuşarak, herhangi bir metne bağlı olmadan Phor­minx (dört telli bir enstrüman) eşliğinde bu tekniğin gelişmesi­ ne önayak oldular. Böylece diğer sanatlarda olduğu gibi sağlam bir zanaatçı zemini olan, yeni bir sanat (techne) ortaya çıktı. Bu sanat sayesinde sanatçının, bir kitle önünde doğaçlama yaparken, dünyanın ve yaşamın değişmeyen akışı, işleri, madde­ leri ve durumlan için her defasında yeni kelimeler bulma zorun­luluğu ortadan kalkmış oluyordu.
Tarih