TerraNoctis

TerraNoctis
@EchoAether
Birdboy, yaşamın iğrençliklerinde kendin olmak ve yalnızlığına, kendine, herkese savaş açmak ve yine de var olmak. Ölümüne ve yaşamına rağmen var olmak ve iz bırakmak, ışık saçmak.
İlyada'nın yazılmasının arkasındaki esas sebep, o zamanki toplumun belirli bir sınıfının, kendi değerleri­ni İlyada'da görmesi ve bu yüzden de kendine bir anıt yapma is­teğidir. Kolay kaybolabilir materyalierin yazı ile tespit edilip koruma altına alınabilme­si gerçekleştirildiğinde, toplumsal yaşamda yazı ile korunabile­cek her alan üzerine uygulanır; artık tekstualile başlamış olur. İlyada'nın (ve beraberindeki Odysseia'nın) bu olayın gerçekleş­mesinde öncü olduğuna dair elimizde kanıtlar vardır: Eski yazı kültürlerinde tekstualitenin başlangıcı, yazılı metinlerin sayısın­daki ani artışın gözlenmesiyle anlaşılabilir. Yazılı metinlerin sa­ yısının artış göstermesi, aynı zamanda yazılı belgelerin de arttı­ğı anlamına gelmez; yalnızca yazı tekniğinin yaygın bir şekilde kullanılabildiğini, yani okunup- yazılabildiğini gösterir.
Tarih
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Tekstualite, ancak koruma amaçlı müesseseleştirilmiş metinlerin kullanımı ile oluşur: yani verilerin, olayların, bilgilerin, başarıla­rın vs. kayıt ve listelendirilerek kütük defterleri, kadastro, yasalar listesi, kroniklere vs. dönüştürülmesidir. Yazının bu aşamasının görülebilmesi, elde edilmesi ve geliştirilebilmesi için, psikolojik olarak "hatırlamalara istek" ihtiyacı, bunun için de "biriktirme ve koruma" eylemine gereksinim vardır. Bi­riktirme isteği er ya da geç her yazılı kültürde ortaya çıkar.
Tarih
Yazı­nın olmadığı ve kişilerin işlerini belirli konuşma kalıplarıyla hal­lettiği toplumlardaki gibi, birçok konuşma kalıbının da (ticari konuşma kalıpları olmayabilir) yazı diline aktarılmış olması ge­rekir (örneğin değişim kataloğu ve jenealoji listeleri dua, atasözu vs)- çünkü bu tür konuşma kalıpları nın da ilk kez Homeros tarafından yazıya dönüştürülmüş olması uzak bir ihtimaldir- metinlerin düzenli bir sistem içerisinde ("In­tertekstualite"'nin ilk şekillerinden biri) bu dönemde izole edil­miş bir biçimde kullanıma götürülmemiş olduğu anlaşılır. Bunu eski alfabetik yazımlardan oluşan metinlerden anlamak müm­ kündür: başlangıç dönemine ait günümüze değin ulaşabilmiş eserler genelde keramiklerin üzerindeki grafitilerden oluşur ve dönemin çok az bir kısmını bize yansıtır: Muhtemelen bu dönemde yazma işlevi "ilk etapta yalnızca anlık olayları kaydetmekten ibaretti ve işlevi bitince ortadan kaldırıl­ması gerekiyordu". Bu şekilde anlık olayla­rın kaydedilmesine dayanan yazım, henüz Tekstualite'yi oluştur­muyordu.
Tarih
Yazının olmadığı uzun süren bu dönemde yaşam ve iletişim formlan insanları tekrar konuşarak işlerini halleden toplum haline dönüştürmüştür ( condicio humana oralis). Bu top­lum, tabii ki İ.Ö. 8. yüzyılda yazının tekrar ortaya çıkmasıyla he­men yok olmamışur.
Tarih
Bugünkü bilgilerimize göre Yunanlar İ.Ö. 8. yiizyılın birinci ya­ rısında (büyük bir ihtimalle İ.Ö. 776 yılından itibaren yazılan Olimpiyat Kazananlar Listesi'nden önce, Fenikelilerle yapılan ticaret sayesinde, onlardan Fenike ünsüz alfabesini alıp, onu kusursuz olan fonem yazısına (günümüzde halen kullandığımız) dönüştürmüşlerdir. Kısa bir süre sonra gunliik hayatta kullanılan metin tur­ leri oluşmuştur (yazının kullanılmasının asıl sebebi budur): mal listeleri, faturalar, ticari anlaşmalar vs., ve ayrıca özel ya da kişi­ sel amaçlar için de kullanılmıştır (yazıt olarak kullanılması gibi). Ancak yazı, hayatın iletişim, arşivleme ve kayıt, organizasyon, eğitim vs. gibi diğer alanlarına hemen işlememiştir; yani yaşam, henuz "metinleştiril­ memiştir". Toplum belirli kesimlerde yazıyı kullanmaktaydı, an­ cak daha yazı tarafından yönetilmiyordu.
Tarih