Birdboy, yaşamın iğrençliklerinde kendin olmak ve yalnızlığına, kendine, herkese savaş açmak ve yine de var olmak. Ölümüne ve yaşamına rağmen var olmak ve iz bırakmak, ışık saçmak.
Peki ya insan olarak Botticelli? Giorgio Vasari (ki, eğlenceli ama bazen de süslenmiş biyografileriyle tanınır), ressamı "kaprisli ve egzantrik" biri olarak tanımlıyor. Bir hikaye, bir dokumacının nasıl Botticelli'nin evinin yanındaki evi aldığı ve buraya, Botticelli'nin çalışmasını engelleyecek bir şamata koparan dokuma tezgahları koyduğunu anlatır. Ressam komşusuna şikayette bulundu, o da kendi evinde ne isterse yapabileceğini söyleyerek cevap verdi. Botticelli kendi çatısına, her an komşusunun tavanından içeri girerek kırıp dökeceğe benzeyen büyük bir kaya yerleştirdi. Komşusu şikayet edince de, kendi evinde ne isterse yapabileceğini söyleyerek cevap verdi. Komşunun tezgahları kaldırması çok sürmedi.
Venüs'ün Doğuşu'na kahve fincanlarında, ekran koruyucularda ve ·Simpsons dizisinin bölümlerinde rastlanıyor, ama hala ona ne anlam vereceğimizi pek bilemiyoruz. Belki de sorun, ressamın tam anlamının yüzyıllarla kaybolmuş olmasında. Botticelli, Leonardo da Vinci'den de, Michelangelo'dan da fazla, Floransa Rönesansı'nın adamıydı.
Hockney, 2001 'de çıkan kitabı Secret Knowledge: Rediscovering the Techniques of the Old Masters I Gizli Bilgi: Eski Ustalarm Kayıp Tekniklerini Yeniden Keşfetmek'te, aynalar ve mercekler teknolojisinin van Eyck'in döneminde gayet iyi bilindiğini öne sürüyor. Mercek kullanmak perspektifte hafif kaymalarla sonuçlanacağı için, Hockney ve Falco resimlerde bu kaymaları aradılar, kanıt bulduklarını da iddia ediyorlar. Başka hiçbir kuramın, sanatta gerçekçiliğin hızlı gelişimini açıklamadığını da iddia ediyorlar. Neden hiçbir çağdaş kayıtın van Eyck ya da onunla aynı çağdakilerin aynalarla oynamasını anlatmadığını açıklamak için de, Hockney ve Falco, ressamların bu tekniği bir meslek sırrı olarak saklamış olacağı cevabını veriyorlar.
Van Eyck'in eserlerinde aniden beliren gerçekçilik birçok kuramla açıklanmaya çalışılmıştır ama en devrimci olanı, çağdaş İngiliz ressam David Hockney ile fizikçi Charles M. Falco'nun önerdikleri kuramdır. İkisi, van Eyck'in neredeyse fotoğrafik görüntüleri için eğimli aynalar ve küçük mercekler kullandığını ileri sürüyorlar.
Kuramlarının kanıtı, Arnolfini Portresi'nde belli başlı bir rol oynuyor: iki figür arasındaki dışbükey ayna. Eğer ayna içbükey tarafa çevrilmiş olsaydı, bir duvara görüntü yansıtmakta kullanılırdı ve Van Eyck de sonra bunu çizerdi.