“Gerçekle karşılaştığında başta karışır, normaldir. Ama bilmek istersen adım adım çözülür. Özetle dediğim şu: İnsan, yavrum, kendine her şeyi yaşatabilir. İnsanın hiçbir canlıda olmayan en büyük yetisi kendine istediğini yaşatabilmesidir. Üstelik uyanmadığı sürece, o kendi kendine yaşattıklarını gerçek yaşamı, daha da beteri kaderi zanneder. Değil.”
Bazı kitaplar vardır, okurken gülümsetir ama sayfaları çevirdikçe içten içe düşündürür. Oğullar ve Rencide Ruhlar tam da öyle bir roman.
Alper Canıgüz 'ün dili hem ironik hem de derinlikli. Küçük yaşta hayatın anlamını sorgulamaya başlayan Can, zeki, sivri dilli ve her şeye burnunu sokan bir çocuk. Ama aslında onun derdi büyük: Büyümek. Anlaşılmak. Ait olmak.
Kitapta bolca felsefe, yer yer toplum eleştirisi, aileyle hesaplaşma ve bol bol gülümseten diyaloglar var. Hem Dostoyevski okuyor, hem mahalle aralarında başına bela açıyor Can.
Ve evet, çok zeki—ama o zekânın altında derin bir yalnızlık da var.
“Ben küçükken Tanrı’yla aram iyiydi. Ama sonra bazı şeyler oldu.”
İşte o “bazı şeyler” kitabın tüm ruhunu özetliyor.
Eğer büyürken biraz kaybolduysan, sorgulayan biriysen ya da sadece akıllıca yazılmış bir roman okumak istiyorsan... Bu kitabın sana söyleyecek çok şeyi var.