Pal Sokağı Çocukları, ilk bakışta bir grup çocuğun oyun alanını koruma hikâyesi gibi görünse de aslında çok daha derin bir roman. Ferenc Molnár, çocukların dünyasını öyle samimi ve gerçekçi yansıtmış ki, okurken o tozlu arsada misket yuvarlayan, tahta parçalarından kale yapan çocukların arasına karışıyorsun. Nemecsek’in saf, kırılgan ama cesur karakteri, kitabın duygusal yükünü sırtlıyor. Onun uğruna verdiği mücadele, “büyüklük” kavramının yaşla değil, yürekle ölçüldüğünü hatırlatıyor.
Kitabın en çarpıcı yönü, sonunda tüm zaferlerin bir bedeli olduğunu göstermesi. Çocuklar arsalarını koruyor ama asıl kaybı, okur olarak biz hissediyoruz. Çünkü bu hikâye, sadece çocukluk oyunlarının değil, dostluğun ve sadakatin de ne kadar değerli olduğunu iliklerine kadar hissettiriyor.