1. Kasımpatları (The Chrysanthemums)
2. Sabah Kahvaltısı (The Breakfast)
3. Öldürme (The Murder)
4. Yılan (The Snake)
5. Kaçış (Flight)
6. Dünyayı Düzene Koyanlar (The Harness)
Birinci bölüm olan Kasımpatları , kadın ve erkeğin cinsiyetçi rollerine değiniyor. Kadın karakterin iç dünyası üzerinden, toplumsal beklentilerin birey üzerindeki baskısı seziliyor.
İkinci bölüm Sabah Kahvaltısı, yabancı birine işçilerin sıcak yaklaşımını anlatıyor. Zaten Steinbeck’in anlatılarında işçiler her zaman mihenk taşıdır
Üçüncü bölüm Öldürme , birbirlerini aldatan ama görünürde iyi anlaşan, özünde ise duygusal yakınlıktan yoksun bir çiftin kaotik ilişkisini ele alıyor. Yüzeyde sakin görünen bir ilişkinin altındaki çalkantı dikkat çekici.
Dördüncü bölüm Yılan'ı okumaya başladığımda, kendimi yazarın Sardalye Sokağı kitabında gibi hissettim. Ayrıca öyküde geçen “Bilgi uğruna binlerce hayvanı öldürebilirdi, ama eğlence olsun diye tek bir böcek bile öldüremezdi.” cümlesi, Sardalye Sokağı’nın 33. sayfasındaki şu cümleyi anımsatıyor:
“İhtiyaç halinde her şeyi öldürebilir ama zevk için tek bir duyguyu bile incitmez.”
Yazarın karakterlerindeki ahlaki ikilemler ve merhamet anlayışı, öyküler arasında bir geçiş sundu adeta
Beşinci bölüm Kaçış , Pepé’nin erkekliğe adım atmasıyla birlikte yaşadığı karmaşayı ve gerçeklerden kaçışını anlatıyor. Kaçarken yavaş yavaş her şeyi –geçmişini, ailesini, hatta sonunda ruhunu bile– geride bırakıyor. Bu, bir kaçıştan çok, yavaş bir çözülüşün öyküsü.
Altıncı ve son bölüm Dünyayı Düzene Koyanlar , bir zenci karakter üzerinden vicdani sorgulamaların işlendiği, içten içe bir huzursuzluğun yükseldiği bir öykü. Irkçılık ve toplumsal düzenin çarpıklıkları, Steinbeck’in yalın ama etkili diliyle göz önüne seriliyor.
Steinbeck, bu altı öyküde insana dair olanı tüm