Ezda

Küçük Prens Bir Toplum Eleştirisidir
Puan vermedi·112 syf.··
2026 2. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 13 Ocak 2026 19:19
Küçük Prens’te anlatı tek bir duygusal eksende ilerlemez; prensin ziyaret ettiği her gezegen, bir insan tipinden çok bir toplumsal yapıyı temsil eder. Kral figürü otoriteyi ve yönetimi simgeler; güce sahiptir ama yönetecek kimse yoktur, bu da iktidarın anlamsızlığını gösterir. Kendini beğenmiş adam, gösterişi ve onay ihtiyacını temsil eder; üretmeden, ilişki kurmadan yalnızca alkışla var olur. Sarhoş karakter, ahlaki bir çıkmazı ve insanın kendi yarasını kendi içinde büyüttüğü kısır döngüyü anlatır. İş adamı, saymaya ve sahip olmaya dayalı bürokratik kapitalizmi temsil eder; bağ kurmaz, yalnızca mülkiyetle var olur. Sokak feneri bekçisi ise işçi sınıfını simgeler; ona verilen alan ve imkânlar sınırlıdır ama yaptığı işte anlam üretir ve bu nedenle Küçük Prens’in saygı duyduğu tek yetişkindir. Coğrafyacı ise bilgiyle deneyim arasındaki kopuşu gösterir; dünyayı bilir ama ona dokunmaz, bir şeye sahip olmakla onu yaşamanın aynı olmadığını ortaya koyar. Böylece Küçük Prens, gezegenler arasında değil, modern toplumun farklı sistemleri arasında dolaşan bir tanık hâline gelir.Belki de bu yüzden Küçük Prens insanı mutlu etmez; çünkü bize dünyayı değil, içinde kaybolduğumuz rolleri gösterir.
1000Kitap
Küçük PrensAntoine de Saint-Exupéry · Can Çocuk Yayınları · 2015279,7bin okunma
Reklam
Hepimiz Vebalıyız...
Puan vermedi·304 syf.··
2025 53. kitabı
·
45 günde okudu
·
Okunma: 27 Eylül 2025 21:44
Albert Camus’nün Veba kitabına öncelikle bir kentte, başlarda tehlike arz etmeyen fakat sonrasında büyük bir sorun ve salgın hâline gelen farelerden bahsedilerek başlanır. Farelerin yavaş yavaş artış göstermesi, halkın tepkileri, yaklaşımları ve sorumlulukları aslında bir sosyo-değişime tanıklık ettirir. Toplu bir alanda, örneğin bir kentte, insanların bir sorun karşısındaki duruşları, davranışları ve bunun yansımaları gözler önüne serilir. Kimisi ölür, kimisi hastalanır, kimisinin ise hiç umurunda değildir. İşte burada Camus’nün insan gözlemlerini görürüz. Yazar, bu kitapta 1942 yılında yazdığı Yabancı’ya şu cümlelerle atıfta bulunur: > “Heyecanlı bir konuşmanın ortasında, kadın Cezayir kentinde halkın diline düşmüş yeni bir tutuklama olayından söz etmişti. Bir kumsalda bir Arap’ı öldürmüş, ticaretle uğraşan bir memurdu söz konusu olan.” Burada Meursault’a toplumun gözünden bir kez daha şahit oluyoruz. > “Bu uçurumların ve bu tepelerin tam ortasına düşmüş, yaşamaktan çok yönü belli olmayan günlere ve kuru anılara kendilerini bırakmış, acılarının toprağında kök salmayı kabul etmedikçe gücünü toplayamayacak serseri gölgeler gibi akıp gidiyorlardı.” Camus’nün bu pasajda dile getirdiği “acının toprağında kök salma” fikri bana Sisifos Söyleni’ni çağrıştırdı. Henüz bu eseri okumamış olsam da, Sisifos’un yazgısını kabullenerek yaşama gücü bulması ile Oran halkının kök salma zorunluluğu arasında benzerlik kurdum. Bu, Camus’nün felsefesinin farklı metinlerde yankılanan ortak damarını sezdiriyor. Veba ortamında Rambert’in gözünden birey özgürlüğünü yitiriyor ve sistemin çarkları arasında tiplere dönüştürülüyor. Biçimcilerden gelenekçilere kadar sınıflandırılan bu karakterler, bireyin davranışlarının toplumsal ve bürokratik mekanizmalarla şekillendiğini gösteriyor.
VebaAlbert Camus · Can Yayınları · 201524,5bin okunma
YABANCI'nın yabancısıyız
10/10
·112 syf.··
2025 11. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 01 Ağustos 2025 18:14
Kitabın daha giriş cümlesi insanı düşünmeye itiyor: "Bugün annem öldü. Belki de dün, bilmiyorum." Meursault’un yaşantısı gayet doğal, tabii bir insan yaşantısı. Hiçbir ilginç tarafı yoktur; olağanüstücülük yoktur. Bizim normlarımızın dışına o kadar çıkılmış ve o kadar alışılageldiğimiz gibi değildir ki, bu tuhaf bir şekilde çarpıcı gelir. Böylelikle tüm standart ayinleri, tribünlere oynama gereksinimlerini sorgulamaya başlıyoruz. “Neden gereksinim?” Çünkü bir yerden sonra bu, bir beklentiye ve alışılmış zorunlu davranış haline gelir. Belki de bir sorumluluk taşır. Öznel olmak başka şeydir, absürd olmak başka. Ne dersiniz? Toplumda şunu fark ediyorum: En azından davranışlarımız bile bize ait değil. Peki, kim başlattı bunu? Bu kimin suçu? Aslında Meursault bir yabancı değil. Biz ona yabancıyız. Zeki Demirkubuz’un Yazgı filminin bu kitaptan uyarlama olduğunu hepimiz biliriz.(keşke önce kitabı okusaydım:)) Filmde Musa hiçbir sebep sunmazdı. Kimi zaman “tipik gıcık modeli” dediğimiz insanlar gibi gelirdi. Fakat buradaki farklılığı, sadece şu cümleyle bile anlayabildim: "Fiziksel ihtiyaçlarımın çoğu zaman duygularımı etkilediğini anlattım." Meursault karakteri bana yabancı gelmedi. Çünkü duygular dediğimiz şeyler, bazen biraz yapma kalabiliyor. Örneğin bir insanın ölmesine, aç kalmasına, yoksul oluşuna veya başına bir iş gelmesine üzülürüz. Fakat dünyada bunun milyarlarca örneği vardır. Duygularımızın bir ihtiyacıdır belki de isyan etmek, ağlamak, zırlamak. Aslında hiç de umurumuzda olmayabilir. Başka mekanlar, başka insanlar bize yabancı geliyordur belki de. Ama biz neye yabancıyız o zaman? Kendimize mi, topluma mı, yoksa aykırı olanlara mı? Kitapta beni filmle ortak bir duyguya sevk eden sahne: Meursault’un her olaya aslında içten içe “Olur. Evet olabilir. Umurumda
Duygu ve Düşünce
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,1bin okunma
"Cennet süslü bir cehenneme benzer"
8/10
·216 syf.··
2025 10. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 31 Temmuz 2025 15:26
John Steinbeck'in Cennet Çayırı adlı kitabı, aynı isimli çayırda yolları kesişen karakterlerin anlatıldığı toplam 12 öyküden oluşuyor. Ben en çok 4., 6. ve 10. bölümleri sevdim. Özellikle 6. bölüm, izlediğim Captain Fantastic filmini anımsattı. Babasının seçtiği yaşam tarzı, oğlunu bazen kendi isteğiyle, bazen de istemeden şekillendirdiği bir sürece dönüşüyor. Bu tarz anlatılar, dünyaya bakış açımızı derinden etkileyebiliyor. Steinbeck’in bu öykü kitabı, derin izler bırakıyor. Kimi zaman Tanrı’ya, kimi zaman da toplumun "güzel" görünen yüzünün ardındaki çetrefilli ilişkilere dokunuyor. Nesiller arasında oluşan karmaşa, cinsiyet rolleri , arzularımız, tanımlarımız ve tüm bunlara dair bakış açılarımızı sorgulamamıza neden oluyor.
Duygu ve Düşünce
Cennet ÇayırıJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 20162,117 okunma
"İnsanın Hatları: Kasımpatları"
8/10
·94 syf.··
2025 9. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 26 Temmuz 2025 20:53
1. Kasımpatları (The Chrysanthemums) 2. Sabah Kahvaltısı (The Breakfast) 3. Öldürme (The Murder) 4. Yılan (The Snake) 5. Kaçış (Flight) 6. Dünyayı Düzene Koyanlar (The Harness) Birinci bölüm olan Kasımpatları , kadın ve erkeğin cinsiyetçi rollerine değiniyor. Kadın karakterin iç dünyası üzerinden, toplumsal beklentilerin birey üzerindeki baskısı seziliyor. İkinci bölüm Sabah Kahvaltısı, yabancı birine işçilerin sıcak yaklaşımını anlatıyor. Zaten Steinbeck’in anlatılarında işçiler her zaman mihenk taşıdır Üçüncü bölüm Öldürme , birbirlerini aldatan ama görünürde iyi anlaşan, özünde ise duygusal yakınlıktan yoksun bir çiftin kaotik ilişkisini ele alıyor. Yüzeyde sakin görünen bir ilişkinin altındaki çalkantı dikkat çekici. Dördüncü bölüm Yılan'ı okumaya başladığımda, kendimi yazarın Sardalye Sokağı kitabında gibi hissettim. Ayrıca öyküde geçen “Bilgi uğruna binlerce hayvanı öldürebilirdi, ama eğlence olsun diye tek bir böcek bile öldüremezdi.” cümlesi, Sardalye Sokağı’nın 33. sayfasındaki şu cümleyi anımsatıyor: “İhtiyaç halinde her şeyi öldürebilir ama zevk için tek bir duyguyu bile incitmez.” Yazarın karakterlerindeki ahlaki ikilemler ve merhamet anlayışı, öyküler arasında bir geçiş sundu adeta Beşinci bölüm Kaçış , Pepé’nin erkekliğe adım atmasıyla birlikte yaşadığı karmaşayı ve gerçeklerden kaçışını anlatıyor. Kaçarken yavaş yavaş her şeyi –geçmişini, ailesini, hatta sonunda ruhunu bile– geride bırakıyor. Bu, bir kaçıştan çok, yavaş bir çözülüşün öyküsü. Altıncı ve son bölüm Dünyayı Düzene Koyanlar , bir zenci karakter üzerinden vicdani sorgulamaların işlendiği, içten içe bir huzursuzluğun yükseldiği bir öykü. Irkçılık ve toplumsal düzenin çarpıklıkları, Steinbeck’in yalın ama etkili diliyle göz önüne seriliyor. Steinbeck, bu altı öyküde insana dair olanı tüm
Duygu ve Düşünce
KasımpatlarıJohn Steinbeck · De Yayınevi · 1985805 okunma
Reklam