Şimdi kuru lafın sırası değil. Üçümüz de barışalım. Efendiyi elimizden kaptırmamak için hep birlikte çalışalım. Bir kere şu el karılarını atlatalım. Efendi bize kalsın da sonra aramızda piyango çekeriz.
Tiyatro denince çoğunlukla gözler önüne birtakım adi şeylerden, daha doğrusu zevzekliklerden, maskaralıklardan başka bir şey canlanamadığı için bu sanatı hakir ve hor görmek toplumsal hastalığıyla böyle malul kalmışız. Biz onu yükseltemiyoruz ki onun büyüleyici ikaz parıltıları bizi diriltebilsin.
Masaya yatırılması gereken hangi yaralarımız sanat eleştirinin ince, etkili, ibret verici temsilleriyle uyanış gözlerimin önüne seriliyor? Ne oyuncular, ne seyredenler asla bu kaygıda değildirler.
Her şairin bir gülle bahtiyar olduğunu
Bir sana bir göklere baktığım gün hatırla
Gönlümün kahrın ile ihtiyar olduğunu,
Sigaramı sessizce yaktığım gün hatırla.
Bilemezsin içimde bir denizdir yaşamak
Sen denizin en uzak noktasında şen şakrak
Ben kırgın dalgalarla avunurum derinde
Gemilere yosunlu mendiller bağlayarak.