; 7/10
serinleyen havalarla birlikte karanlık romantizm sezonumuzu açmış bulunmaktayız alkış, şak şak şak. açık ara en sevdiğim sezon ya o kadar özlemişim ki karanlık bir şeyler okumayı... yani kim ne derse desin bu bir fantezi bence ve ben bayılıyorum böyle rahatsız kitaplar okumaya kimsede kusura bakmayacak.
şimdi rina'nın kalemiyle elsa ve aiden çifti ile tanışmıştım ve şimdi elsa gibi bir karakterden sonra lia gibi bir karakter okumak bu kalemden... bu dünya'da cenneti yaşadım ya. sümsük elsa'dan sonra adrian gibi bir adama kafa tutan lia, kraliçe derim yani ben bu kadına.
şimdi spoiler vermeden yazamayacağım bu kitabı kitap öyle sırlarla dolu yani elimde değil o yüzden rahatsız olacak arkadaşlar sizinle yorumumuz buraya kadarmış bir sonraki kitap yorumumda görüşmek üzere. geriye kalanlar şimdi kitabımız winter ve adrian ikilisinin direkt pat diye tanışmalarıyla başlıyor. lafı dolandırmak yok. romantize etmek yok. adrian paşalar gibi çıkıyor kızımızın karşısına ölmüş karımın yerine geç diyerek bir teklifte bulunuyor. teklife bak ben şahsen bayıldım hayatımda almak istediğim bir evlilik teklifi şekli. neyse sonra elbette ki bir seçenek sunmuyor ya karım olacaksın ya da olacaksın diyor ve karşınızdaki adam da rus mafyası olunca mecburen kabul etmek durumunda kalıyorsunuz bu teklifi. benim için hava hoş bu teklife can kurban.
winter bir anda hiç kimseyken lia volkov oluyor, koskoca adrian volkov'un karısı. her şey gayet basit, rus mafyasını öğren, itaatkar bir eş gibi davran, diğer kadından olan çocuğa annelik yap ve zengin hayatın sahibi ol. ama her şey bu kadar basit olamaz tabii ki, winter tam bir çingene çıktı ama çok sevdim bu hırçın kişiliğini böyle bir adama böyle bir kadın gerekliydi.
adrian emir verdikçe lia karşı çıkar, yapma dediği her şeyi yapar, ona kafa
yanaklarıma bastırdığında gri gözleri saf sahiplenmeyle kararmıştı. “bu gözyaşları yalnızca bana ait, değil mi lenochka?”
“evet…”
“ve hep öyle olacaklar.”
“evet…”