Nehir söyleşisi türünde olan Anadolu Yakası; Muzo Gönül’ün köyden şehire, şehirdeki eğitim hayatından televizyon sektörüne olan yönelimini, nasıl kanal sahibi olduğunu, televizyon programlarının nasıl olması gerektiğini, samimi içten sempatik anlatımıyla gazeteci Erol ile yaptığı söyleşiden öğreniyoruz. Mustafa Kutlu’nun su gibi akıp giden okuyucuyu yormayan anlatımı hikayeye ayrı bir zevk veriyor. Ben Muzo Gönül’ü sevdim bakalım siz de sevecek misiniz?
Uzun Hikaye; ismi gibi uzun bir hikaye değil. Kitabı elinize almanızla kitabı bitirmeniz bir oluyor. Açık ve duru bir anlatımı var. Sizi hiç sıkmıyor bir de bakmışsınız hooop hikayenin ortasında buluyorsunuz kendinizi eeee sonra n’oluyor acaba diye merakla dört elle sarılıp kitabı bitirmeye çalışıyorsunuz. Yolların, kasabaların, istasyonların, mücadelenin, umudun hikayesi Uzun Hikaye. Sempatik bir ağız kullanmış yazar. Oradaki karakterler size hiç mi hiç yabancı gelmiyor. Kömürcü Halime’nin oğlu Turan, Çerçi Abdullah ,Musa Çavuş, Emin Efendi... hepsini uzun zamandır tanıyor gibi bağrımıza basıyoruz. Gelde bu hikayeye kötü olmuş de şimdi diyemiyorum işte sadece neden hikaye diyorum neden? Bu hikaye dallanıp budaklanıp hiç bitmesin diyeceğimiz harika bir romana dönüşürdü. Hızla geçen olaylar silsilesi, derin derin anlatılırdı sindire sindire yaşardık her şeyi ama hooop bitti.