Bazı kitaplar vardır, okumak istemezsiniz; onu çok özleyeceğiniz için... Bahsettiğim duyguyu bu kitap bana yaşattı...
Yazarın dili o kadar güzel ki, sözleri ne kadar sarsıcı olursa olsun bunaltmıyor; aksine, daha çok sarsılmak istiyorsunuz. Kelimelerin tokadı, ruhunuzu okşuyor sanki.
Suç, ceza, adalet, din ve otorite alanlarında insanın ruhsal gelgitlerini çok başarılı bir şekilde ifade eden kitap, iktidarlarını ve otoritelerini korumak için her yolu mübah gören yöneticilerin; adalet, din ve ahlak adına yaptıkları rezillikleri usta bir dille, bir dervişin ağzından anlatıyor.
Edebiyatta gerçekten de coğrafyanın kader olduğunu bana düşündüren bir kitap. Yazar Meša Selimović Rus ya da Fransız olsaydı eğer, bu kitap gölgelerde kaybolmaz; bir başyapıt olarak kitapseverlerin başuçlarında olurdu...
Çağımızın... tasviri nesneye, kopyayı aslına, temsili gerçekliğe, dış görünüşü öze tercih ettiğinden kuşku yoktur... Çağımız için kutsal olan tek şey yanılsama, kutsal olmayan tek şey ise hakikattir. Dahası, hakikat azaldıkça ve yanılsama çoğaldıkça çağımızın gözünde kutsal olanın değeri artar, öyle ki bu çağ açısından yanılsamanın had safhası, kutsal olanın da had safhasıdır.