Köylüler: "Evet ama" diye haykırdılar, "bu topraklar bizimdir. Onu biz ölçüp biçtik ve aramızda bölüştük. Burada doğduk. Burada ölecek ya da öldüreceğiz. Verimsiz de olsa bizim toprağımızdır burası. Onu bizim yapan, üstünde doğmuş, çalışmış ve ölmüş olmamızdır."
Kitleler hep böyle davranmayı yeğlemiştir zaten. Belirsizlikten korkar, kendilerine anlatılan en saçma sapan şeylere dahi hakikat tutunacak bir dal sunmadığı için büyük kalpleriyle iman ederler.
Anlatılanları hiçbirinin doğru olmadığını ileri süren düşüncenin kanıtları da her geçen gün artıyordu. Çünkü tıpkı kendi görüşlerinin doğruluğunu savunan Şiiler gibi Sünniler de yalnızca kendi ileri sürdükleri fikirlerin gerçek olduğunu söylüyorlardı. Hatta daha da ötesi, Hristiyan mezhepleri, Yahudiler, Brahmanlar, Budistler, ateşperestler, putperestler yalnızca kendi öğretilerinin hakikatin tek ifadesi olduğu kanaatindeydiler.