SONE 44
Düşünceye dönüşse benim etim kemiğim
Yolum kurban gidemez hoyrat mesafelere;
Ben, tüm uzaklıkları aşıp erişeceğim
Sınırsız ötelerden, senin olduğun yere.
Varsın, sımsıkı basın ayağım topraklara
Dünyada bir köşede, senden uzak mı uzak,
Çevik düşünce sıçrar, dinlemez deniz. kara,
Ulaşır özlediği yere hayal kurarak.
Ben, düşünce değilim: ah düşündükçe bunu
- Sen gittin, ben uçamam - bu öldürüyor beni;
Alt tarafı, varlığım biraz toprak, biraz su:
İnleyerek beklerim geleceğin keyfini.
Bu iki som maddeden, birbirinin yasına
Nişan takan o ağır yaşlar kalacak bana.
SONE 43
Apaçık görüyorum gözlerimi yumunca.
Bütün gün gördüklerim taşımaz hiçbir değer,
Ama düşlerde sen varsın uyku boyunca;
Göz karanlıkta ışır, karanlıkları deler
Başka bütün gölgeler, gölgende ışık bulur;
Bedeninin gölgesi, mutluluğu gösterir
Işıl ışıl gündüze saçarak daha çok nur
Senin gölgen nasıl da kör gözlere fer verir.
Gözlerim kutlu olur seni seyrettikçe ben,
Canlı gün aydınlanır sendeki ışıklarda,
En karanlık gecede belirsiz güzel gölgen
Derin uykuda sönmüş gözlere can katar da.
Seni görmeyince benim günüm her gece;
Geceler gündüz olur düş seni gösterince.
Cahit Sıtkı Tarancı, kırklı yaşlarında ölmesi hasebiyle bizlere sadece bu kadar şiir bırakabilmiş, bizi güzel ve sade şiirlerinden mahrum bırakmıştır. Şiirlerinde belli kelimeleri dönüp dolaşıp tekrardan kullanan şair, sanatçı kimliğini bu doğrultuda geliştirmiş ve günümüze böyle gelmiştir. Ün sahibi olmasının en büyük vesilelerinden olan Otuz Beş Yaş şiiri de bu sanatçı kimliğinin zirve bulmuş halidir. Şairin, şiirlerinde fazlasıyla ölümden bahsetmesi ve erken yaşta ölmesi trajikomik bir durumken, aynı şekilde "Ben Ölecek Adam Değilim" demesi gerçekten ilginç bir durum. Şiire yeni başlayanlara tavsiye edilebilecek bir şairdir kendisi. Ama fazla sade ve yalın yazılmış olması belli kesimleri sıkabilecek düzeyde.