Özetle Yüzüklerin Efendisi,belki ırkçı, cinsiyetçi birçok suçlamayı püskürtse bile Avrupa merkezli bi beyaz adam anlatısı olduğu gerçeğinden kaçamıyor.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Okuduğum 2. Arka Kapak sayısı. Okumak istediğim birçok yazarın kitabıyla karşılaştım. Özellikle yukio mişima'ya ayrılan bölümü herkese öneririm. Japonlar bana hep garip gelmişti, hala geliyor ve onlara olan ilgimi mangadan öteye Haruki Murakami'yle geçiriyorum şuan. Bir hayli merak ettiğim Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu'nu okuyorum yavaş yavaş. Birkaç kitabı daha indirdim,daha sonrasında Yukio Mişima'nın 4 lü serisine başlayacağım inşallah. He Arka Kapak diyordum. Bende "Kitabı okumayan ama filmden ötürü Tolkien'e hayran olan giller"denim. Neden? Gözümü korkuttular,ama galiba şimdi hazırım, hele bir japon edebiyatını biraz okuyayım,tüm filmlerini izlediğim hobbit'i ve yüzüklerin efendisi serisini okuyacağım. Okul açılacak, aslında ingilizce eserler okumaya devam etmem gerek ama işte, okuk açılsın bakarız...umarım. Bu sayı beni etkiledi,sırça fanus'a da en yakın zamanda başlayacağım. Ne çok kitap ve ne kadar az zaman...
Ajin'le beraber ilk mangamdı. Ilk manga deneyimimi hazırlık sınıfında yaşamıştım ve bir daha bırakmadım, bırakamadım. Kendime tam olarak otaku(manga anime hayrani,aşırı hayranı) diyemem henüz, o safhaya gelmek için (her ne kadar yüzlerce manga okusam da) psikolojik olarak da kendinizi bu dünyaya hazır etmeniz gerekiyor, ama benim için bu olaykar hayal ürününden başka birşey değil. Dediğim gibi ilk mangam Tokyo Gûl oldu. Animesi olan(2 sezon ama animesinin mangayla alakası yok) türkçe serisi bitmiş olan ve :re serisini heyecanla bekledigim bir manga. Konu olağanüstü tabii ki,insan yiyen insan görünümlü yaratıklar. Ancak insan eti haric sadece kahve içebiliyorlar, bende bir gûl olabilirim,damak zevkimiz uyuşuyor sani ^^. Yani manga olarak bir şaheser sui ishida her gün kendini gelistirdi ve manga şuan hala en çok okunanlar listesinde. :re serisi şuan internette ingilizce olarak devam ediyor,139 bölümü yaklaşık her bölüm 20 sayfa olacak şekilde mangafox,mangarock,batato gibi sitelerde ve uygulamalarda mevcut. Birkaç ay sonra da (inşallah tüyap kitap fuarında) :re serisi çıkacak. Tür olarak TG ye benzemeye çalışmış birçok manga var mangaka var ama ne ishida nın ne de TG'nin tırnağı olabilirler. Şiddetle öneriyorum tüm kitap severlere >3<
Fatih Yağcı'yı sözler köşkünden tanıyorum biraz. Biraz da "Seviyorsan Git Konuş Bence" kitabından. Ikı kitap arasında farklar çok ama vermek istenen mesaj aynı. Hayatta umutsuzluğa düştüğümüz onlarca belkide yüzlerce an oluyor. Benim gibi insanlar baştan pes ediyor ve hayatın kendisine getireceği yeniliklere göz yumuyor. Ama bazıları da hani going with the flow derler ya,onun gibi akışına bırakıp hayatın onlara ne getireceğini heyecanla bekliyor. Bu kitap hayatta hasbelkader güzelliklerin olabileceğini gösteriyor, neyin ne zaman olacağı belli olmaz,şimdiden gözümüzü (benim gibi yaşı daha genç olan insanlar için) kapatıp karşılaşacağımız güzellikleri veya kötülükleri engellemeye çalışırsak bir yere varamayız. Bu kitap bana ders oldu,dünyada en çok sevdiğim insanın,dostumun önerisiyle(kendisinden özendim biraz ^^') okudum bu kitabı ve kendime birçok ders çıkardım,kısacası yol gösteren ama her şeyin tevafuklarla olduğunu gözler önüne seren bir kitap.