İdrak... İdrak, keşiften ne de farklı. Keşfin bir sonu yok. Keşfettim derken bile tamamladığın değil, hâlâ içinde olduğun bir şeyden söz ediyorsun. İdrak, anlamanın katı hali, keşifse sıvı...
Tıpkı adım atmak gibi. Adım attım dediğinde adım atmış ve durmuş olmuyorsun, adım attım cümlesi arkasından gelecek ikinci adımı da duyuruyor. Çünkü insan bir adım atıp durmaz.
Bir adım atıyorsa, ardından ikincisi gelecek demektir. İdrak öyle değil. İdrakte tamamlanmış bir şey var. Erkekçe bir şey. İdrak kelimesi ile babamı yan yana düşünüyorum nedense. Belki de üzerinde hiç de emanet durmadığından. İdrak et, farkında ol, bastığın yerleri toprak diyerek geçme, fethet.